Yün: Sürdürülebilir, sağlıklı ve hep değerli

10 bin yıllık geçmişe sahip yün, sentetik elyafa karşı pazarda zorlansa da, hem üreticinin hem tüketicinin gözünde yeri bambaşka.

Tarihi, insanlık kadar eski olan yün, “Terletir, alerjiktir” algısının tersine tamamen doğal ve sağlıklı. Çağlar boyunca insana gıda ve giysi sağlayarak, olağanüstü iki görevi yerine getiren koyunlardan elde edilen yün elyafı, benzersiz kompleks yapısı sayesinde çok çeşitli ve çok amaçlı olarak kullanılageldi. Yün elyafı, her spektrumda boyayı tutarak, dokuyarak, örerek, keçeleştirerek vb. yollarla kumaşa dönüştürür; ısıtma, serinletme ve dokunsal özellikleri sunar. Özetle yün, 10 bin yıl önce olduğu gibi bugün de giyim ve ev tekstili üretiminde önemli bir elyaf. Yün elyafı, 1970’te 1.7 milyon ton ile dünya elyaf üretiminde yüzde 1.4’lük paya sahipti. Bugün bu oran yüzde 1.2’ye düşmüş olsa da, gelecekte yün elyafı kullanımaya devam edecektir. 2030 yılında dünyada toplam elyaf üretiminin 123 milyon tona ulaşacağı ve yün üretiminin de 1.1 milyon ton ile yüzde 0.9 paya sahip olacağı öngörülüyor.

Yün yenilenebilir bir kaynak
Yün, keratinden yani insan saçı ile aynı protein esasından oluşuyor. İnsan saçı gibi, yün de koyun derisi üzerinde büyür ve yenilenebilir bir kaynaktır. Koyunlar genel olarak yılda bir defa kırkılır ve kırkımdan sonra yün tekrar uzamaya başlar. Yün genel olarak ayda 6 milimetre uzar; ancak bu rakam koyun ırkına, beslenmesine ve ortama bağlı olarak değişkenlik gösterir. Nasıl ki insanların canı, saçları kesilirken acımıyorsa, koyunlar da yünleri kırkılırken acı çekmiyor. Ancak kırkımı yapacak kişinin dikkatle, hayvanın derisine zarar vermeden işlemi gerçekleştirmesi gerekiyor. Koyunların yünleri zamanında kırkılmadığı zaman, yapağı önce kabarıyor ve sonra da dökülüyor. Bu da hayvanın vücudunun çıplak kalmasına neden oluyor. Stres altındaki koyunlarda yün verimi azalıyor. Üreticiler bunu bildiği için hayvana eziyet edilmemesi bu işin olmazsa olmazı.
Dünya tekstil ve giyim sanayii sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik konularına giderek daha fazla odaklanıyor. Bu konular çevre, çevre koruma, hayvan sağlığı ve yaşam döngüsü değerlendirmesi gibi çok çeşitli hususları kapsıyor. Bunların başında çevre, yaşam döngüsü analizi ve yünü için yetiştirilen koyunların sağlığı geliyor. Her bir hayvanın sağlıklı ve iyi koşullarda yaşamasının, yün üreticilerinin yararına olduğu açık. Yün üreticisinin en büyük yatırımı, çiftlik arazisi ve koyun sürüsüdür. Dolayısıyla, yün üreticisinin tüm faaliyetleri, mümkün olan en iyi yünü elde etmek üzere sürüyü en iyi şartlarda korumaya yöneliktir. Kötü muamele, açlık ve susuzluk nedeniyle stres veya tedavi edilmeyen hastalıklar koyunun yaşam şartlarının bozulmasına, neticede yün kalitesinin ve piyasa değerinin düşmesine yol açar.

Sağlıklı hayvanlar için beş şart
Hayvan sağlığına ilişkin standartlar konusunda küresel yetkili kurum olan Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün (OIE) hayvan bakımı konusundaki ‘Beş Şart’ı uluslararası alanda tanınıyor.
1. Açlık, kötü beslenme ve susuzluk olmamalı
2. Korku ve sıkıntı olmamalı
3. Fiziki ve ısıl rahatsızlık olmamalı
4. Acı, yara veya hastalık olmamalı
5. Normal hareket etme özgürlüğü olmalı
Eğer bir hayvan sağlıklı ve rahat ise, iyi besleniyorsa, güvende ise, acı, korku veya sıkıntı duymuyorsa, fiziksel ve ruhsal durumu için önemli olan davranışları gösterebiliyorsa, o hayvanın genel refahı ‘iyi’ demektir.

Sürünün sağlığı için katı kurallar var
Yün üreticisi ülkelerin, hayvan sağlığı konusunda yasal olarak bağlayıcı mevzuatı bulunuyor. Yün üreticisi başlıca ülkelerde (Arjantin, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, Birleşik Krallık, ABD ve Uruguay) koyun sağlığı için katı kurallar mevcut ve ciddi suçlara karşı ceza uygulanıyor. Uluslararası Yünlü Tekstil Örgütü’nün (IWTO) Şartnamesi de, koyun yetiştiriciliğine ilişkin en iyi uygulamalar konusunda temel bir rehber niteliğinde.

Çevreye dost, performansı yüksek
Yünü diğer materyallerden ayıran özellikleri, öncelikle tekstil sanayii için son derece değerli unsurlar olan sürdürülebilirliği sağlaması ve çevreye zarar vermeden toprakta çözünebilmesi...
Performans da tekstil ürünleri için çok önemli. Yün tamamen doğal, yetiştirilen bir madde olduğundan, kompleks fiziksel hücre yapısı sayesinde doğal nefes alma özelliğine sahip. Tüm bu nitelikleri dikkate alındığında, benzersiz bir malzeme... Yün nemi emip dışarı vererek, kullanıcılarına farklı hava durumlarına uyum sağlayabilme konforu sunuyor. Güvenli bir lif; yüksek su ve nitrojen içeriği sayesinde doğal olarak alevi geciktirebiliyor ve kimyasal işlemlere gerek kalmaksızın birçok uluslararası yönetmeliğe uygunluk sağlıyor.
Bu özellikleri tüm dünyada kabul gören yünün pazar çeşitliliği de hayli fazla ve giderek artıyor. Giyim ve moda, spor giyim, yer döşemesi, iç dekorasyon, havacılık, mimari, imalat, tıbbi kullanım ve koruyucu giysiler yünün kullanıldığı alanlardan sadece birkaçı...
Bütün bu sektörlerde kullanılan yün, dinamik elverişliliği sayesinde özgün bir ‘akıllı’ elyaf olarak kendisini kanıtlamış durumda. Yün elyafı 20 bin defa bükülebiliyor ve tekrar düzelme özelliğine sahip. Bu nedenle, yünlü ürünler uzun yıllar dayanıyor.

Türkiye’de Merinos oranı çok düşük
2017 yılı itibariyle, dünyada toplam 1.1 milyar koyundan 2 milyon tonun üzerinde ham yün elde edildi. Avrupa Tekstil ve Hazır Giyim Konfederasyonu’nun (Euratex) verilerine göre, AB’nin 2017 yılı dokuma kumaş ithalatında Türkiye’nin payı 1.08 milyar Euro ile yüzde 18.5 düzeyinde. Diğer değişle Türkiye, Çin’in ardından AB ülkelerine bu sektörde en çok ihracat yapan ikinci ülke konumunda. Dokumacılığın en eski hammaddesi olan yapağı, dokumacılıkta yapay liflerin kullanılmaya başlanmasıyla eski önemini kaybetse de saf yün dokumalar halen yüksek fiyatlara alıcı buluyor.
Yapağı üretiminin en önemli kaynağı Merinos ırkı koyunlar... Ancak Türkiye’de Merinos ırkı koyunların oranı çok düşük ve yerli ırklardan elde edilen yapağı, tekstil sanayiinin talebine uygun değil. Türkiye’de üretilen yapağılar genel olarak halı-kilim yapımında kullanılıyor. Tiftik ve kıl üretimi ise halen geleneksel olarak sürdürülüyor. Özellikle kırsal kalkınma politikalarında dokuma ve tekstil üretiminin geliştirilmesi açısından önemli bir kaynak oluşturuyor.

Yünden vazgeçilmesi söz konusu değil
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası İkinci Başkanı ve Bahariye Mensucat San. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet H. Topbaş, yünden daha doğal bir hammadde olmadığını vurguluyor. Topbaş, yünün klasik ve gündelik giyim tarzında kullanılabilen, kendine özgü doğal özelliklerinden dolayı yaz-kış tercih edilen, sağlıklı bir doğal elyaf olduğunu söylüyor. Dünya var olduğundan bu yana yünün kullanıldığını belirten Topbaş, “Soğuk havada yünün bizi sıcak tutacağını hepimiz biliriz. Yünün bir başka özelliği de sıcaklarda vücudu serin tutmasıdır. Bunun sebebi, sadece mikroskop altında görülebilen, üzerindeki pulcuklu (kepekli) yapıdır. Bu yapı, yalıtım sağlamaktadır. Yün, su emme kabiliyeti ve çabuk kuruma özelliği sayesinde terin, vücut üzerinde soğuyup, hastalığa neden olma riskini en aza indirir” diyor. Yünlü kumaşın aynı zamanda doğal anti bakteriyel özelliklere sahip olduğunu ifade eden Topbaş, “Terleyen bölgelerde bakteri üremesini ve koku yapmayı engeller. Yaşayan ve canlı bir elyaftır. Kolay temizlenir, hatta kendi kendini yenileme özelliği vardır. Uygun bakım yapıldığında her gün giymeye elverişlidir” diye konuşuyor.

“Kamuoyu bilinçlendirilmeli”
1970 yılında, dünya nüfusu 3.7 milyar iken, kişi başına elyaf tüketiminin 6.9 kilo olduğuna ve bunun yüzde 1.7’sini yünün oluşturduğuna dikkat çeken Topbaş, şimdi ise 7.5 milyar insan için kişi başına elyaf tüketiminin 13 kiloya yaklaştığını belirtiyor. Kişi başına düşen 13 kilogramlık elyaf tüketiminin sadece yüzde 1.1’inin yün olduğunu vurgulayan Topbaş, “İç ve dış giysi yapımında kullanılan 23 mikrondan ince ve 50 milimetreden uzun yün elyafının, kısıtlı bir bölge olan Avustralya, Yeni Zelanda, Arjantin, Güney Afrika iklim kuşağında yetiştirilen koyunlardan elde edildiği düşünüldüğünde, yün arzının dünya nüfusuna göre artamadığı ve kısıtlı kaldığı söylenebilir” diyor. Türkiye’de yün kullanımının istenilen seviyede olmadığının altını çizen Topbaş, “Yün fiyatlarının pahalı oluşu tüketiciyi ucuz mallara yönlendirdiğinden, erkek ve kadın giyiminde daha çok sentetik elyaf iplikler tercih edilmektedir. Güzel bir reklam kampanyası ile kamuoyu bilgilendirilerek, yün elyafının tercih edilen bir materyal olması sağlanabilir” diyerek öneri sunuyor.

Doğada yüzde 100 çözünebiliyor
“Dünyada yün üretimi” denince akla gelen ilk isim Woolmark... Merinos yünü hakkında dünya çapında otorite olan şirketin Batı Yarıküre Genel Müdürü Stuart Ford, yünün tercih edilmesi için çok sayıda neden olduğunu anlattı: “Yün, yüzde 100 doğal bir üründür. Doğada yüzde 100 çözünebilir. Bir yün ipliği elden çıkarıldığında, birkaç sene içinde toprağa doğal bir şekilde karışır ve içindeki değerleri maddeleri doğaya geri kazandırmış olur. Yüzde 100 yenilenebilir. Merinos yünü nemi emme özelliğine sahiptir ki, bu vücudunuzun daha az terlemesi anlamına gelir. Merinos yünü terin oluşturduğu koku moleküllerini bile emer ve bunlar yıkama esnasında yok olur. Lekeye karşı da dayanıklıdır. Merinos yününün ipliklerinin sahip olduğu koruyucu dış tabaka, lekelerin yüne tamamen geçmesini engeller. Merinos yünü statik elektrik yaratmadığı için daha az toz çeker, tiftiklenmez.”

Türkiye hatırı sayılır tüketici pazarına sahip
Türkiye’nin dünyada yün tedarikçisi olarak iyi bir pozisyonda olduğunu vurgulayan Ford, Türkiye’nin ürün kalitesine dair geçmişten gelen tecrübesi ile Avrupa ve Asya’ya yakınlığının, uluslararası markalar için ideal bir kaynak ortaya çıkardığını söylüyor. Ford, Türkiye’nin aynı zamanda yüne ihtiyaç duyan ve talep eden hatırı sayılır bir tüketici pazarına sahip olduğunun altını çiziyor. Yün sektöründe son yıllarda inanılmaz bir büyüme ve inovasyon yaşandığını anlatan Ford, “Moda tasarımcıları ve spor giyim markaları geniş bir yelpazeye yayılan inovatif gelişmelerden ve üretim tekniklerinden yararlanarak, Merinos yünü ile özgün dokularını yaratabilir. Kendiliğinden sahip olduğu pek çok özellik yünü, spor giyim için uygun hale getiriyor. Örneğin, Merinos yünü doğal bir ürün olarak, milyonlarca yıldır koyunları dış etkenlerden korumak üzere evrildiği için, UV ışınlarını emerek güneşten koruma sağlar. Bu sayede yün, geniş alana yayılan outdoor aktiviteleri için iyi bir seçimdir” diyor.

Dokuma kumaşta Çin açık ara önde
Global ölçekte dokuma kumaş ihracatçısı ülkeler incelendiğinde, dünya dokuma kumaş ihracatının yüzde 47.4’lük kısmı tek başına Çin tarafından gerçekleştiriliyor. Global pazardaki bu Uzakdoğu etkisini dengelemek ve daha rekabetçi hale gelmenin, sektörün yeni dönemde üzerine eğilmesi gereken bir konu olduğunu belirten Yünsa Genel Müdürü Nuri Refik Düzgören, “Türkiye, Çin’in ardından AB ülkelerine bu sektörde en çok ihracat yapan ikinci ülke... Bu konumu korumak, yeni dönemde sektörün ilk hedefleri arasında olacak. Özellikle ‘fast fashion’ akımına karşı, kalite önceliğiyle hareket eden şirketlerin akıllı hamlelerle ürünlerini daha etkin ve yaygın şekilde tanıtmaya ihtiyaçları var. Yeni dönemin stratejileri oluşturulurken bu gerçekliğin dikkate alınmasını gerekli görüyoruz” diyor.  Tekstil sektörünü, dinamiklerin değişkenlik göstermesi, üretim süreci ve hammadde tedariği bakımından hem Türkiye’de hem dünyada diğer sektörlere kıyasla ‘zor bir sektör’ olarak tanımlayan Düzgören, Yünsa’nın üst segment ürün ürettiğine dikkat çekiyor.  Her yıl 30 milyon dolara yakın hammadde ithalatı yaptıklarını belirten Düzgören, “Türkiye’deki Merinos cinsi koyunlardan elde edilen yünler daha çok triko üretimi için uygun olduğundan, diğer üreticiler gibi biz de yünü Avustralya’dan tedarik ediyoruz. Dünyadaki toplam 190 milyon metre kumaş pazarının yaklaşık yüzde 5’ini biz karşılıyoruz” diye konuşuyor.

Dünya yün üretiminin sadece yüzde 2’si Türkiye’den
2016’da Türkiye’de 25 bin ton yün elyaf üretildi, o yıl dünyada yün elyaf üretimi 1.2 milyon tondu. Bu da dünya üretiminin yüzde 2’si demek. Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi ve Altınyıldız Dış İlişkiler Koordinatörü Ali Osman Kilitçioğlu, tüketici bilinçlendikçe, yünü tanıdıkça ve faydalarını öğrendikçe yünlü mamullere, hazır giyim ürünlerine ilginin artacağını söylüyor.  Kilitçioğlu, “Yün dünya kurulduğundan beri kullanılmıştır. Yün elyafının miktarı, petrolden yapılmış polyester, polipropilen, polyamid, naylon, akrilik vb gibi sentetik elyaflar kadar artmıyor. 2030 yılında dünyada toplam elyaf üretimi 123 milyon ton olacak. Sentetik elyaflar, 88 milyon ton ile yüzde 71.5’lik paya sahip olacak. Yani insanlar petrole bürünecek” diyor. Türkiye’de Merinos ırkı koyun sayısının yok denecek kadar az olduğuna dikkat çeken Kilitçioğlu, “Cumhuriyetin ilk yıllarında yetiştirilmeye çalışılmış ama başarılı olunamamıştır. Türkiye’de üretilen yün elyafı, kalın (23 mikronun üstü) ve kısa olduğu için (80 milimetrenin altında) kamgarn kumaş yapmaya müsait değildir. İnsanlık, yünün mükemmel özelliklerini bilseydi daha çok yün ve yünlü mamul kullanır, giysiler giyerdi” diye konuşuyor.

Yün doğaldır
• Yenilenebilir
• Sürdürülebilir
• Çevreye zarar vermeden toprakta çözünebilir
• Düşük karbon etkisine sahiptir
• Enerji verimliliği sağlar

Yün güvenlidir
• Ateşe dayanıklıdır
• Ultraviyole ışınlarına karşı koruma sağlar
• Statik elektriği azaltır
• Yüksek seviyede ısı direnci vardır

Yün sağlıklıdır
• Nefes alır
• Nem kontrolü sağlar
• Alerji düzeyi düşüktür
• Toksit kimyasal maddeleri emer
• Sesi azaltır

Binlerce koyun ırkı içinde hangisi değerli?
Dünyada 10 binin üzerinde koyun ırkı bulunuyor. Bu ırklar içinde yünüyle en çok öne çıkan Merinos koyunu... Bu ırktan özellikle giyim eşyasına yönelik ince yün elde ediliyor. Günümüzde lüks moda ürünlerinde kullanılan Merinos yününün çoğu Avustralya’da yetişiyor. Arjantin, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Uruguay da giyimde kullanılan ince yün üreten ülkeler...

Yüne uluslararası tanıtım desteği:
Dumfries House Yün Deklarasyonu

İngiltere’de 2016 yılında yünün benzersiz faydaları hakkında tüketiciler arasında farkındalık yaratmak, yünün sağladığı ekolojik avantajlara dikkat çekmek, ticari açıdan sürdürülebilir bir yün sanayiini desteklemek üzere aralarında yün üreticisi ülkelerin de bulunduğu ‘Dumfries House Yün Deklarasyonu’ imzalandı.
Galler Prensi Charles’ın himayelerinde hazırlanan ve 2010 yılında başlatılan ‘Yün Kampanyası’nın tanıtımı Birleşik Krallık, Avustralya, İspanya, Hollanda, Almanya, Norveç, Güney Afrika, Kanada, ABD, Yeni Zelanda, İtalya, Japonya ve Çin gibi başlıca uluslararası piyasalarda yapıldı.

IWTO Genel Sekreteri Dalena WhIte:
Başarılı üreticiler, koyuna kötü davranmaz

Uluslararası Yünlü Tekstil Örgütü (IWTO) ve üyeleri,  yün üretiminde en iyi uygulamaları desteklemektedir. IWTO, Koyun Sağlığı Şartnamesi’nde yün üretimi ülkelerde hayvan sağlığını koruyan yasal çerçeveyi ortaya koyuyor.
2017’de, Avustralya’da hayvanlara kötü davranıldığına ilişkin iddialar yerel yetkililer tarafından ele alındı ve cezai hükümle sonuçlandı. 2018’de, Birleşik Krallık’ta belirli bazı kırkımcılara karşı açılan davalar halen devam ediyor. Uluslararası Yünlü Tekstil Örgütü (IWTO) Genel Sekreteri Dalena White, sürüsüne azami özeni göstermenin,  yün üreticisinin kendi menfaatine olduğunu belirterek, “Hayvanların kesilmek için yetiştirildiği diğer sektörlerin tam tersine, yünü için yetiştirilen koyunlar en az dört ilâ yedi yıl çiftlikte kalmaktadır. Bilim insanları bize, hayvanların strese veya kötü davranışa maruz kaldığında, yününün büyümesinde zayıf bir nokta oluşacağını ve bunun yün mahsulünün nihai değerini azaltacağını söylüyor. Hayvanlara kötü davranılmasına ilişkin cezai suç, başarılı koyun yetiştiriciliği kapsamına dahil değildir ve sektörümüzde bir istisna oluşturmaktadır” diyor.

ORMO İcra Kurulu Üyesi ve IWTO Yönetim Kurulu Üyesi Osman Kılıç:
Yün iplik üretiminin katma değeri ve cirosu çok daha yüksek

Türkiye, iplik ve dokuma tesisi açısından zengin bir ülke olmasına rağmen yün iplik üretimi istenilen düzeyde değil. İthalat rakamlarına göre, 2018 yılında toplam yün kullanımı yaklaşık 7-8 bin ton seviyesinde... Geçmiş yıllara göre bu seviye, 1-2 bin ton civarında azaldı; ancak firma sayısına baktığımızda bunun neredeyse iki elin parmakları kadar olduğunu görmek gerçekten üzüntü verici. Yün iplik üretimi, pamuk ve akrilik üretimine göre daha fazla know-how gerektiriyor fakat katma değeri ve cirosu çok daha yüksek. Daha fazla yün iplik ve kumaş üretiminin daha yüksek ciroya tekabül edeceğini düşünürsek, ekonomimize o miktarda döviz girdi katkısı olacaktır. Türkiye’de yün ile çalışan iplik ve kumaş tesis sayısı maalesef gün geçtikçe azalıyor. Artık yüzde 100 yün halı yapan firmamız neredeyse kalmadı. Geleneksel motiflerimiz bile Çin ve Hint pazarlarında işleniyor.”

Woolmark Batı Yarıküre Genel Müdürü Stuart Ford:
Denizlerdeki mikro plastik, yünle azaltılabilir

İnsanlar artık fonksiyonel, yenilenebilir tekstil ürünlerinin peşinde ve yün bu isteği tam olarak karşılıyor. Ayrıca denizlerdeki mikro plastiğin, sentetik kumaşların yıkanmasından kaynaklanabileceğine dair araştırmalar da insanları endişelendiriyor. Yün, yüzde 100 doğal ve yenilenebilir olduğu için bu kaygıyı ortadan kaldırıyor.