Büyük Menderes Havzası’nda temiz üretime geçiş!

WWF-Türkiye, H&M Grup, Güney Ege Kalkınma Ajansı ve Denizli Sanayi Odası, Büyük Menderes Havzası’nda faaliyet gösteren tekstil sektöründe temiz üretime geçiş için bir rehber hazırladı.

Ege Bölgesi’nin can damarı konumundaki Büyük Menderes Havzası’nda kritik seviyelere ulaşan kirliliğin önüne geçmek için WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), H&M Grup, Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) ve Denizli Sanayi Odası (DSO) ortak bir çalışmaya imza attı. Atılan bu adımla, farklı sektörlere, havzalara ve dünyaya örnek olacak büyük bir dönüşüm hedefleniyor.
Büyük Menderes Havzası’nda bölge ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunan sektörlerin başında tekstil geliyor. Ancak boyama ve apre işlemlerinde yüksek miktarda su kullanımı nedeniyle bölge su riskleriyle karşı karşıya, yoğun kimyasal kullanımı da su kalitesini olumsuz etkiliyor. Çevresel tahribatın önlemesine yönelik ilk yaklaşım, kirleticilerin ortaya çıktıktan sonra arıtılarak bertaraf edilmesiydi. Ancak böylesi bir yaklaşım, yüksek yatırım gereksinimini de beraberinde getiriyor.
Süreç içerisinde oluşan atık miktarlarının ve arıtım maliyetinin sürekli artması, ayrıca kamuoyunda yükselen çevre bilinci ile kirlilik kontrolü yaklaşımlarının yerini “temiz üretim” yaklaşımları almaya başladı. Bu amaçla, WWF-Türkiye, H&M Grup, GEKA ve DSO yüksek düzeyde su, enerji ve kimyasal madde kullanan tekstil sektöründe temiz üretim sürecine geçiş için bir hareket başlattı. “Tekstil Sektöründe Temiz Üretimin Yaygınlaşması” ismi verilen proje kapsamında hazırlanan “Tekstil Sektöründe Temiz Üretim Rehberi”, Büyük Menderes Havzası’nda yer alan tekstil firmalarının temiz üretime geçiş için bir yol haritası oluşturmalarına yardım ediyor.

Rehberde neler var?
Sektöre ve diğer tüm paydaşlara planlamadan uygulamaya, her aşamada faydalanabileceği somut ve pratik bilgiler sunan rehber, H&M Grup’un Türkiye’deki uygulamalarından ve dünyadan örnekler de içeriyor. Aynı zamanda, temiz üretim çalışma ve yatırımları, sanayi bölgeleri, Ar-Ge ve girişimcilik uygulamalarıyla ilgili Türkiye’deki mevcut teşvikler, destek ve krediler hakkında da bilgi veren rehber, tekstil sektörünün teknik destek alabileceği kurum ve kuruluşlar konusunda da yardımcı olmayı amaçlıyor.
Proje kapsamında, sektöre yönelik temiz üretim eğitim çalışmaları da yapılıyor.
Harekete destek veren Garanti Bankası, üreticilerin dönüşüm projelerini, bu programa özel indirimli faiz oranıyla destekliyor. Banka sağlayacağı faiz indirimini herhangi bir uluslararası kalkınma bankası fonu kullanmadan kendi kaynaklarıyla gerçekleştiriyor.
Temiz Üretim Rehberi’ne WWF-Türkiye web sitesindeki Temiz Üretim sayfasından ulaşılabiliyor.

Nasıl bir fayda sağlanması hedefleniyor?
Hem ekolojik, hem de ekonomik verimliliğin aynı anda hayata geçirilmesine olanak veren temiz üretimin faydaları şöyle sıralanıyor:
-İnsan sağlığı ve çevresel değerler üzerindeki risklerin azaltılması,
-Hammadde, kimyasal, su ve enerji harcamalarında azalma,
-Atık yönetimi (nakliye, arıtım, tasfiye vb.) maliyetlerinde azalma,
-Arıtım, atık depolama, kimyasal kullanımı vb. konulardaki yasa ve yönetmeliklere uyum çalışma ve maliyetlerinde azalma,
-Kaynak temini konusundaki kısıtlamaların (maliyet, süreklilik, bağımlılık vb.) azalması/ortadan kalkması,
-Gittikçe artan çevreye duyarlı müşteri taleplerine uyum sağlamak.

Rehber nasıl hazırlandı?
Rehberin hazırlanma sürecinde sürdürülebilirlik projeleri geliştiren GTE Karbon, WWF-Türkiye ve H&M’den uzmanlar birlikte çalıştı, rehberi de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’den Prof. Dr. Göksel Demirer ve GTE Karbon’dan Dr. Emrah Alkaya kaleme aldı.
Rehberi yazma sürecinde nasıl bir çalışma yürütüldüğüyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Demirer, “Konu üzerinde neredeyse 20 yıldır yürütmekte olduğumuz eğitim ve araştırma faaliyetlerine ek olarak, tekstil dahil olmak üzere pek çok sektörde temiz üretim uygulama projeleri gerçekleştirdik. Yer aldığımız onlarca proje kapsamında edindiğimiz deneyimler bize ülkemizde başarılı bir temiz üretim uygulaması için nelerin eksik olduğunu gösterdi. Rehberi bu deneyimlerimize dayanarak hazırladık” diyor.
Konusunda uzman uluslararası kuruluşların yayınlarından ve yaptıkları projelerden de yararlandıklarını söyleyen Prof. Dr. Demirer, rehberde Türkiye’de gerçekleştirilen projelere de yer verdiklerini; temiz üretimin ne olduğu, nasıl ve ne tür araçlarla uygulanabileceğini anlattıklarını; tekstil sektöründen örneklerin yanı sıra ilgili paydaş ve finansal mekanizmaları da aktardıklarını belirtiyor.
Temiz üretim uygulamalarının ülkemiz için zorunluluk olduğunun altını çizen Demirer, “Amacımız salt görüntüyü kurtarmak ya da imzacısı olduğumuz kimi uluslararası antlaşmalar çerçevesindeki sorumluluklarımızı yerine getirmiş olmak olursa, kazanımlar ne yazık ki kağıt üzerinde kalmaya devam edecektir” diye konuşuyor.

WWF: “Dünyaya örnek olacak”
Görüşünü aldığımız bir diğer isim olan WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli, Büyük Menderes Havzası’nda atılan adımla diğer sektörlere, havzalara ve dünyaya örnek olacak büyük bir dönüşümü hedeflediklerini vurguluyor.
Nehirlerin kirlilik sorununun çözümünde temiz üretimin hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Pasinli, “Sadece Büyük Menderes için de değil üstelik, tüm Türkiye ve dünya nehirleri için. Dünyada gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde temiz üretim hızla yaygınlaşıyor. Çünkü dünyanın tüm nehirlerinde, eğer bölge sanayileşme süreci geçirmişse ve kentleşme varsa, su kalitesiyle ilgili sorun var. Bu gelişmeye paralel olarak, küresel markalar da sürdürülebilir üretimi satın alma koşulları arasına aldı. Çünkü temiz üretim, sürdürülebilir üretimin sağlanması için de en hızlı yanıt veren araç” diyor.
Pasinli, Büyük Menderes Havzası’nın 3.5 milyar dolarlık sanayi ihracatının yaklaşık yarısını gerçekleştiren tekstil sektöründe temiz üretimin yaygınlaşmasının çözüm için çok önemli bir aşama oluşturacağının altını çiziyor, ancak tek başına yeterli olmadığını, önleyici bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor.
Pasinli, şu bilgileri veriyor: “Toplu balık ölümlerinden, nehrin renginden ve yer yer kokusundan da anlaşıldığı üzere Büyük Menderes artık alarm veriyor. Kentsel atık suların etkin arıtımı, diğer sektörlerde de temiz üretim uygulamasına geçiş ve iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması da gerekiyor. Kirlettikten sonra temizleme, arıtma çok daha zor ve pahalı. Suyun atık hâle gelmesinden, kirlenmesinden önceki süreci içerdiği için, arıtma ve temizlemeye göre daha etkili, kolay ve ucuz.”
Toplam 12 milyon Euro’ya varacak yatırımla yıllık yüzde 20’ye varan su, enerji ve kimyasal tasarrufu sağlamanın mümkün olacağını belirten Pasinli, “Bunun maddi karşılığı ise 10 milyon Euro. Yapılacak yatırımların 1-3 yıl gibi bir sürede geri kazanılması öngörülüyor” diyor.

H&M: “Tek çözüm; döngüsel ekonomiye geçiş”
H&M Grup olarak tüm endüstrinin lineer ekonomiden döngüsel ekonomiye geçiş yapmasının tek çözüm olduğuna inandıklarını söyleyen H&M’in Bölge Sürdürülebilirlik Müdürü Julia Bakutis’e de projeye verdikleri desteği sorduk. Bakutis, “Gezegenimiz bize bol miktarda doğal kaynak sağlıyor ancak küresel talepler kaynakların üzerine geçiyor. Basitçe söylemek gerekirse, moda endüstrisinin ürünleri üretmek için kullandığı doğal kaynaklar tükeniyor. Bu nedenle aynı şekilde çalışmaya devam etmememiz gerekiyor” diyor.
“Global ve öncü bir şirket olarak, su ekosistemlerinin korunması ve etrafımızdaki insanların temiz içme suyu ve besine erişiminin artması konusunda önemli bir rol oynadığımızı düşünüyoruz” diyen Bakutis, yaptıkları çalışmalarla ilgili de şu bilgileri veriyor:
“Su konusunda 10 yıldan fazla süredir çalışıyoruz ve su yönetimi konusunda sektör lideri olmayı hedefleyen bir su stratejisi oluşturduk. Su yönetim sisteminin bir parçası olarak, temiz üretim yapmak için iş ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz. Bunun için tekstil üreticilerinin kaynak kullanımını ve ekolojik etkilerini azaltmalarına yardımcı oluyoruz. Türkiye’de ve Büyük Menderes Havzası’nda temiz üretim yapan birçok ortağımız var. Onlar kirliliği azaltıyor, bu konuda rekabeti artırıyor ve diğerlerine moda endüstrisinin nasıl bir sürdürülebilir geleceğe sahip olabileceğini gösteriyorlar. Onları ve bu işin içinde olan tüm üreticileri alkışlıyoruz.”
2017 yılında, su tüketimini küresel ölçekte 7.82 milyon metreküp azaltan H&M Grup’un Temiz Üretim programıyla, Bangladeş, Çin, Endonezya, Hindistan ve Türkiye’deki 270 üretim biriminde 2 bin 636 çalışanı eğittiğini ifade eden Bakutis, hep birlikte daha sağlıklı bir havza, ülke ve gezegen yaratabileceğimize inandıklarını vurguluyor.

GEKA: “Rehber üreticilere ışık tutacak”
Günümüzde Büyük Menderes Havzası’nın 3.5 milyar dolarlık sanayi ihracatının yaklaşık yüzde 50’si tekstilden sağlanıyor. Türkiye’nin en büyük 500 firmasından 10’u havza sanayinin merkezi olan Denizli’de bulunuyor. Havza ihracatının yüzde  80’ini sağlayan il, Türkiye’de ihracat sıralamasında 8’inci sırada.
Birçok uluslararası alıcı için tedarik zincirinde kaynak verimliliğinin öncelikli hâle geldiğini ifade eden Güney Ege Kalkınma Ajansı Genel Sekreter Vekili Özgür Akdoğan, bu nedenle Denizli’nin küresel rekabet gücünün korunması için temiz üretimin yaygınlaşmasının Denizli ve Türkiye için elzem olduğunu belirtiyor. Akdoğan, “Su tasarrufu ve enerji verimliliği ile işletmelerin maliyetlerini düşürürken bu temiz üretim metotlarıyla küresel ölçekte ürünlerine yeni alıcılar bulabileceklerini, daha fazla ihracat yapabileceklerini, yeni istihdam olanakları yaratabileceklerini ve ekonomimize büyük katkılar sağlanabileceğini vurgulamak isteriz” diyor. Tekstil sektörünün boyama ve apre işlemlerinde yüksek miktarda su kullanımı nedeniyle özellikle hassas konumda olduğunu söyleyen Akdoğan, hazırlanan rehberin sektörde temiz üretim uygulamalarının gerçekleştirilmesi, kaynak verimliliğinin sağlanması ve sektörel su risklerine karşı önlem alınmasında tekstil üreticilerine ışık tutacağına dikkat çekiyor.

DSO: “Kazanımlarımız büyük olacak”
Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu da bir yılı aşkın süredir destek verdikleri projeyle hem çevre duyarlılığını geliştirmek, hem de ekoverimliliği tekstil üretimine uygulamayı hedeflediklerini söylüyor.
Rehberde yer alan örneklerin tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların kaynaklarını daha etkin kullanması için onlara yol gösterdiğini dile getiren Kasapoğlu, temiz üretimin anlaşılması ve uygulanmasının firmalara sağladığı faydaları şöyle açıklıyor:
“Etkin kaynak kullanımına olanak sağlayacak uygulamaları işletmelerimizde hayata geçirmek, bir yandan küresel piyasalardaki fiyat avantajımızı kullanmaya devam etmemiz için maliyetlerimizi düşürürken, bir yandan da çevreye daha az atık bırakmamızı sağlayacak. Hem ekonomik, hem de ekolojik anlamda verimlilik sağlayacak bu uygulamalar doğrultusunda planlama yapar, bu uygulamaları proseslerimize entegre edebilirsek, kazanımlarımız büyük olacak”.
Kasapoğlu, Denizli Sanayi Odası olarak temiz üretim ilkelerinin yaygınlaştırılması için bu işbirliğine ve gelecek çabalara destek vermeye devam edeceklerini ifade ediyor.

Temiz üretim nedir?
Temiz üretim, üretimde daha az su ve daha az kimyasal kullanılması, enerji verimliliği ve oluşan katı atık ve atık su miktarının azaltılması gibi unsurları içermesine ek olarak ekonomik faydalar da sağlayan, her firma için farklı unsurlar içeren çeşitli uygulamalara deniyor. Temiz üretim modeli, üretim maliyetlerini düşürürken üretim süreçlerinin havzadaki su kaynakları üzerindeki etkilerini de azaltıyor. Geri ödeme süresi birçok uygulamada 1 yılın altında gerçekleşiyor.

Temiz üretimin tekstil firmalarına kazandırdıkları
-Kaynak kullanımında verimlilik sağlar
-Üretim ve atık yönetimi maliyetleri azalır
-Çevre yasaları, yönetmelikleri ve ilgili ulusal stratejilerle uyum ve ceza riskini azaltır
-Uluslararası markaların beklentilerini daha iyi karşılamaya katkıda bulunur
-Marka değerini yükseltir
-Ulusal ve uluslararası finans kuruluşlarının mali desteklerinden yararlanma becerisi sayesinde rekabet güçlerini artırma imkanına sahip olurlar
-Endüstri 4.0 ve dijitalleşme süreçlerine uyum sağlarlar
-İş güvenliğine ve işçi sağlığına katkıda bulunur.

Tekstil Sektöründe Temiz Üretim Rehberi’nden...
Su tüketimi: Tekstil endüstrisi, boyama ve terbiye işlemlerinde yüksek miktarda su kullanımından ötürü sanayide en çok su tüketenler arasında yer alıyor.
1 kilogram tekstil ürünü üretmek için kullanılan su miktarı 95 ile 400 litre arasında değişebiliyor. Türkiye tekstil endüstrisi üzerine yapılan bir çalışma, 1 ton tekstil kumaşı için 20 ile 230 m3  arasında su kullanıldığını gösteriyor (Öztürk vd., 2009).
Kimyasal madde tüketimi: Tekstil endüstrisi, yüksek kimyasal madde tüketimi ile de dikkat çekiyor. Önişlem, boyama, terbiye, haşıllama ve diğer işlemlerden kaynaklanan yüksek kimyasal yük tekstil fabrikalarında uygulanan işlemlere göre değişkenlik gösteriyor ve tekstilde kullanılan toplam kimyasal miktarı üretilen tekstil ürününün ağırlık bazında yüzde 10’u ile yüzde 100’ü arasında farklılık gösterebiliyor (Öztürk vd., 2009).
Atıksu üretimi: Tekstil işletmesinde oluşan atık sular, ıslak işlemlere bağlı olarak değişiyor. Örneğin, haşıl sökme ve bitim işlemlerinde ortaya çıkan atık sular yüksek BOİ (Biyokimyasal Oksijen İhtiyacı), ağartmadan kaynaklanan atık sular AOX (Adsorblanabilen Organik Halojenler), boyama işlemlerinden kaynaklanan atık sular BOİ, KOİ (Kimyasal Oksijen İhtiyacı) ve ağır metal içerebiliyor. Boya, baskı ve bitim işlemlerinde uçucu organik bileşik (VOC) değerleri yüksek.
Enerji kullanımı: Boyama ve bitim işlemlerinde, iplik üretiminde, dokuma ve konfeksiyonda enerji kullanımı yoğun; tüm sanayi içerisindeki enerji kullanımının yüzde 19’unu oluşturuyor (Halkbank, 2010). Tekstil sektöründe çoğunlukla LPG ve yağyakıt kullanılıyor. Bu nedenle tekstil sanayi baca gazı emisyonunda CO, SO2, NOX, aldehitler ve tozlar bulunuyor.
Koku: Koku, tekstil sektörünün yarattığı önemli çevre sorunlarından biri. Koku probleminin başlıca kaynağı kurutma, boyama, baskı işlemleri ve atık su arıtma tesisleri. Klor ve kükürt gibi kimyasalların kullanımı kokunun artmasına neden oluyor (BUTEKOM, 2014).