Tekstil sanayii Avrupa’ya geri döner mi?

Avrupa Komisyonu ve sektör temsilcileri, tekstil sanayiini Avrupa’ya döndürmek için politikalar üretiyor.

Avrupa Birliği 2018’in sonbaharına, dünyanın en kapsamlı serbest ticaret anlaşmalarından biri olarak nitelendirilen AB-Japonya Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için atılacak son imzalar ve Kuzey İrlanda sınırı, Gümrük Birliği uygulamalarının geleceği gibi detaylarla daha da sancılı hale gelen Brexit tartışmaları ile girdi.
Tekstil sektörü özelinde ise Avrupa Komisyonu ve sektör temsilcileri, Avrupa’da doğup büyüyen ama yaklaşık 20 yıl önce burayı terk edip Asya’ya göç eden tekstil sanayi üretimini Avrupa’ya geri getirmek için üretilen politikalarla meşgul. Tekstil ve hazır giyim birlikte düşünüldüğünde, AB-28 ülkelerinde toplam 1.7 milyon kişiye iş sağlayan sektörün istihdam potansiyelinin bundan çok daha yüksek olduğu aşikâr. Bunun için tekstilin eski ve geleneksel bir sektör olma imajından kurtulması, genç nüfus için çekici hale gelmesi, üretim teknolojilerinin yenilenerek verimlilik ve kârlılığın artırılması gerekiyor. Avrupa Komisyonu, bu yatırımlar için gerekli finansmanla ilgili olarak 2020-27 bütçe döneminde uygun programlar hazırladığını duyurdu. Sanayiciler için 100 milyar Euro’yu bulması beklenen bu yeni destek programının geri ödemesiz hibelerden ziyade, kredi garantileri gibi finansal yatırım desteklerine odaklanması planlanıyor.

Sürdürülebilirlikten bir adım öteye: İzlenebilirlik
Brüksel’in tekstil gündeminde başka bir konu ise, geçen sayılarımızda da bahsettiğimiz İzlenebilirlik/Traceability.
Müşterinin, bir ürünün değer zincirinin tümünü (kullanılan pamuğun yetiştiği tarladan paketlemenin yapıldığı tesislere kadar) geri izleme yapabilmesini amaçlayan bu kavram gittikçe yaygınlaşıyor. Kulağa şeffaflık açısından hoş gelse de markaların tedarikçileri ile ilgili bilgileri halkla paylaşması, tedarikçilerin üretimle ilgili tüm şartlarını açık etmesi, özellikle KOBİ’lere ekstra maliyetler getirmesi, toplanan verinin güvenliği gibi kaygıları da beraberinde getiriyor.
İzlenebilirlik uygulamaları şu anda markaların tercihine bağlı olsa da yakın gelecekte bu şartların yasalaşması, perakende ve uluslararası ticarette zorunlu hale gelmesi bekleniyor. Hazırlık döneminde, bazı ülkelerde kayıt sistemleri hayata geçti, bazı markalar ise kendi portallarını oluşturarak tüketiciyle paylaşmaya başladı.
Bu uygulamaya iyi bir örnek olarak; Kipling, Nautica, Jansport, Timberland gibi markaları bünyesinde bulunduran ABD merkezli VFC bir pilot çalışma başlattı. Şirket, web sitesine eklediği harita uygulaması ile –şimdilik- 10 ürününün tüm aşamalarının üretim yerleri ve şartlarının takip edilmesine olanak sağlıyor: www.sustainability.vfc.com
Hugo Boss ise yine izlenebilirlik prensipleri kapsamında kendi tedarikçileriyle “blockchain” (blok zinciri) bazlı bir portal oluşturdu. Bu da aynı amaca hizmet eden birbirinden farklı teknolojilerin kullanımının mümkün olduğunu ve önümüzdeki günlerde bilgi güvenliği, veri toplama metotları, ticari gizlilik gibi teknolojik ve etik konuların sık sık karşımıza çıkacağını gösteriyor.

Kullanımına kısıtlama getirilmeye aday kimyasallar
Avrupa’da ve Avrupa’ya tekstil tedarik eden tüm ülkelerde sektörün gündeminde olan bir başka konu ise REACH Direktifi kapsamına alınarak ileride kullanımının kısıtlanması söz konusu olan kimyasallar. Daha önce bu sayfalarda, Avrupa Kimyasallar Ajansı’nın (ECHA) sorumluluğunda olan kimyasallar listesine ilişkin bilgileri, bugünlerde bu listeye girmesi için başvurulan kimyasalları ve tekstil endüstrisinden gelen itirazları paylaşmıştık.
Almanya’da kimyasallar için yetkilendirilmiş kurum tarafından, REACH Direktifi’nin 57’inci Maddesi’ne dayandırılarak Yüksek Önem Arz Eden Madde (Substances of Very High Concern/SVHC) olarak sınıflandırması teklif edilen PFHxA (Perfluorohexanoic Asitler) için ECHA’ya görüş bildirme süresi Ekim ayında sona erdi. Almanya, bu maddelerin insan ve çevre sağlığı üzerinde muhtemel ciddi etkileri olduğuna dair bilimsel kanıtlar olduğunu öne sürerek bu teklifi vermişti. Üyeleri arasında Sendikamızın da olduğu Euratex (Avrupa Tekstil ve Hazır Giyim Konfederasyonu), bu konudaki itirazlarını ECHA’ya sundu. Buna göre, C6 (altı karbonlu) sınıfındaki bu kimyasalların kişisel korunma ekipmanlarında kullanıldığı; su-, yağ-, ve kimyasal geçirmez özelliğini sağlamak için kumaşın bu kimyasalla işlendiği vurgulandı. Ek olarak, bu asitlerin SVHC kriterlerine uymadığı, bu sebeple kısıtlama listesine alınmaması gerektiği savunuldu.
REACH kapsamına alınarak Avrupa pazarında kullanımının kısıtlanması öngörülen kimyasalların listesine ECHA web sitesinden ulaşılabilir: echa.europa.eu/public-consultations