Türkiye yapay zekânın neresinde?

Bulunduğumuz çağın en önemli teknolojik gelişmelerinden yapay zekânın fırsat mı, yoksa tehdit mi olduğu tartışıladursun, bu alana yapılan milyar dolarlık yatırımlarla rekabet giderek kızışıyor.

Yapay zekânın en çok etkilemesi beklenen sektörlerden tekstilde dünyadan ve Türkiye’den örnekler gelmeye başladı. Şu ana kadarki sonuçlar, heyecan verici.

Yapay zekâ ve robot teknolojilerin gelişimiyle yakın bir gelecekte çok farklı bir dünyadan söz edeceğiz. Üretimde insan gücünün büyük kısmını yapay zekâya dayalı robotlar devralacak. Öngörülere göre, o kadar akıllı olacaklar ki, karar mekanizmasında da önemli bir role sahip olacaklar.
Dünya çapında sektör odaklı faaliyetler yürüten PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından yayınlanan “Sizing The Prize” adlı araştırmanın sonuçlarına göre, yapay zekâ sayesinde 2030 yılında küresel gayri safi milli hasıla bugüne oranla yüzde 14 daha büyük bir hacme ulaşacak. Diğer bir deyişle, 16 trilyon dolar daha büyük bir rakamdan bahsediyoruz. 16 trilyon dolar, Çin ve Hindistan’ın toplam gayri safi hasılasından daha büyük bir rakam.

Dünyadan yapay zekâ örnekleri
Pek çok sektöre etki edecek olan yapay zekâ hakkında dünyadan son derece ilginç örnekler gelmeye başladı bile. Mesela;
- Sınırlarında Dubai gibi çarpıcı bir örneği barındıran Birleşik Arap Emirlikleri’nde Yapay Zekâ Bakanlığı bu gelişmelerin en çarpıcı örneklerinden biri. Başbakan’ın Twitter’dan yaptığı açıklamaya göre, ülkenin ilk Yapay Zekâ Bakanı ise 27 yaşındaki Ömer Bin Sultan El Olama. Genç bakanın takip edeceği konular, yapay zekâ teknolojisi, kullanım alanları ve güvenliği olacak.
- Diğer bir enteresan örnek de İngiltere’den geldi. İngiliz bilim adamları yapay zekâ teknolojisiyle “robot yargıç” geliştirdiklerini duyurdu. Londra’daki UCL Üniversitesi ve Sheffield Üniversitesi’ndeki bilgisayar mühendisleri bir algoritma geliştirdi ve yapay zekâsı olan bir bilgisayara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülen davaları yükledi. Robot yargıç davalardan yüzde 79’unun hükmünü doğru tahmin etti. Bu da her beş karardan dördünün doğru tahmin edildiği anlamına geliyor.
- Yapay zekâ alanındaki en büyük yatırımı yapan dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip Çin, başkenti Pekin’de 55 hektar alana 2.1 milyar dolarlık yapay zekâ parkı kuruyor. Yapay zekâ çalışmalarında kullanılacak park, 400 firmaya ev sahipliği yapacak ve 7.5 milyar dolarlık değer oluşturacak.
- Yapay zekâyla ilgili haberler her zaman iyi değil. Bunun örneği de ABD’deki bir alışveriş merkezinin içindeki Knightscope K5 adlı güvenlik robotunun kendisini havuza atıp intihar etmesi oldu.

Tekstil sektörü ve yapay zekâ
Peki, yapay zekânın en çok etki edeceği sektörlerden biri olan tekstilde durum nasıl? Şu anda tüm dünya bu alanda yenilikçi projeler geliştirmeye odaklanmış durumda. Yakın zamanda da bu alanda önemli yeniliklerin hayatımıza girmesi bekleniyor.
Dünyadan örneklerle başlayıp Türkiye’ye gelelim. Tüm dünyada yaygın olarak tercih edilen spor markalarından Adidas, yakın zamanda yapay zekâ desteğiyle ayakkabı üretmeye başlamış ve geçen yıl bu ayakkabıların satışa çıkarılacağını açıklamıştı. Şimdilerde ise kişiye özel hazır giyim teknolojisi üzerinde çalışmalar yapıyor. Aynı şekilde Nike de yapay zekâ üzerine çalışmalarını başlatmış durumda.

Türkiye’de ilk örnek Giresun’dan
Ülkemizde ise Giresun’da tekstil alanında faaliyet gösteren bir firma, Japonlar tarafından üretilen yapay zekâlı dikiş makinesini kullanmaya başladı. Üzerinde dokunmatik ekranı, ayar konsolları ve kablosuz bağlantı seçeneği bulunan makine, şimdiye kadar kullanılmış olan diğer dikiş makinelerine göre, komut verebilme ve ayar yapabilme özelliklerine sahip. Akıllı telefonlara indirilen uygulama sayesinde oldukça da pratik bir kullanım sağlıyor. Bu sayede de insan faktöründen oluşabilecek hataları sıfıra indiriyor.
Firma yetkililerinin yapmış olduğu açıklamaya göre, aynı dikişin elde edildiği makinelere göre yüzde 30 daha maliyetli, fakat dikim kalitesi ve üretim verimliliği alanında sağlanan katma değer, yapılan maliyetin çok daha üzerinde.

Hugo Boss’un fabrikası da “akıllanıyor”
Alman tekstil markası Hugo Boss da İzmir’deki üretim tesisini “akıllı fabrika”ya dönüştürüyor. Bu amaçla yaklaşık iki yıl önce kurulan Hugo Boss Solutions birimi, üretim tesisindeki teknolojik ve dijital dönüşüme liderlik ediyor. Fabrika daha akıllı hale gelirken, çalışanların istekleri de ön planda tutuluyor.
Tesisin dijital ikizini yaratacaklarını söyleyen Hugo Boss Tekstil Sanayi Kurumsal Hizmetler Kıdemli Yöneticisi Sarper Arslan, hedeflerinin artık Endüstri 5.0 olduğunu vurguluyor.
Bu yüzden Hugo Boss İzmir olarak, geçtiğimiz üç yılda yazılım ekiplerini iki katına çıkardıklarını ve TechnoLab adında bir Ar-Ge birimi kurduklarını ifade eden Arslan, bu birimde gömlek manşetlerine ilik açıp düğme diken robot ürettiklerini, bir sonraki adımın ise manşetleri diken robot kolu olacağını belirtiyor.
“Otomasyon ve robot teknolojileri sayesinde fabrikamızın verimliliği artıyor ve aslında bu sayede çalışanlarımızın işleri ve geleceği, artan sipariş ve performansımızla güvence altına alınmış oluyor” diyen Arslan, yaptıkları çalışmalarla ilgili şu bilgileri veriyor:
“Hugo Boss Solutions’ın başarılı uygulamaları sonucu fabrikadaki tüm operatörler, Akıllı Veri Yönetimi (SDM) sistemiyle donatıldı. Saha yöneticilerimiz ise üretim sürecinin yönetiminde SDM’nin tamamlayıcısı olan ‘supervizör arayüzü’ üzerinden yapmaya başladı. Üretim sistemleri, tüm üretim hatlarının anlık takibini sağlayan ‘hat arayüzü’ sistemiyle ve üretim hatlarındaki tüm parçaların yerlerini tespit eden Gerçek Zamanlı Tespit Hizmeti’ne (RTLS) tamamen entegre edildi. Tüm bu sistemlerin entegrasyonu üretim sisteminin daha çok veri toplamasına, verileri daha anlamlı yorumlamasına ve planlanan yapay zekâ uygulamalarının daha doğru ve hızlı tepki vermesine olanak sağlıyor. Ayrıca, Hugo Boss İzmir üretim tesisinde artırılmış gerçeklik ve ses tanıma teknolojilerinin kullanıldığı uygulamalar şimdiden üretim hatlarına entegre edilmiş durumda.”
Akıllı Yapay Zekâ Yönetimi (SAIL) projelerinin dünyanın önde gelen büyük veri ve yapay zekâ kurumlarından IDC’nin üretim teknolojileri kategorisinde birincilik ödülü aldığını söyleyen Arslan, “Bu uygulamamız hem kalite standartlarını yükseltmeyi hem de makine arızalarını oluşmadan önce tahmin etmeyi hedefliyor. Dört önemli yapıtaşı olan makineler, insanlar, ürünler ve süreçlerin birbiriyle iletişimi yoluyla toplanan büyük veriyi bilgiye dönüştürebilen SAIL (Smart Artifical Intelligence Leadership) projesi, hem tekstil hem de diğer tüm sektörlerde kalite tahminleme adına bir ilk olma özelliğini taşıyor” diyor.

Başarıyı getiren insan ve teknoloji işbirliği
Ancak Sarper Arslan’a göre, akıllı fabrika uygulamaları, özellikle tekstil sektöründe, ancak insan ve teknoloji arasında işbirliği olduğu sürece başarılı olabilir.
“Bu yüzden Hugo Boss İzmir’de çalışanların gelişimine dijitalleşme faaliyetleri kadar büyük önem atfediyoruz” diyen Arslan, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Fabrikalarımızın iç yapısını hiyerarşinin ve rütbelerin gücünden çok ortak iş yapma kültürünü hâkim kılacak şekilde değiştirdik. Yapay zekâ uygulamaları sanılanın aksine Hugo Boss İzmir’in üretim personeli sayısında bir azaltmaya gitmesiyle sonuçlanmadı. Yapay zekâ uygulamaları özellikle yönetim kademesinin iş yapış biçimlerini dönüştürüyor ve daha yatay bir organizasyon yapısını mümkün kılıyor. Dolayısıyla bu süreçten gelecekte de en çok etkilenecek kesimin yöneticiler olduğunu öngörmek zor değil.”
Üretim personelinin otomasyon ve robot teknolojilerinden faydalanılamayan daha nitelikli işlerin eğitimlerini alarak, bu alanlarda sorumluluk almaya başladıklarını belirten Arslan, “Eski iş yapış şekillerinin fiziksel yüklerinden uzaklaşarak daha rahat bir çalışma rutinine sahip oldu. Nitelik itibariyle daha karmaşık hale gelen ürün talepleri ve küçülen sipariş adetlerine rağmen, verimliliğini ve kalite standartlarını koruyarak başarısını sürdüren bir üretim tesisinin parçası olarak kendilerini geliştirme olanaklarına sahip oldular” diyor.
Bu arada Hugo Boss Solutions ekibi, fabrika içindeki başarılı örnek uygulamalardan hareketle üretim süreçlerini daha akıllı hale getirmek isteyen tekstil sektöründeki diğer şirketlere “üretim sistemleri mühendisliği, dijital dönüşüm, yalın üretim, kalite ve güvence sistemleri, saha yöneticileri gelişimi ve liderlik gelişimi” konularında danışmanlık hizmeti veriyor.

Gaziantep’te yapay zekâ dersleri
Türkiye’de tekstil sektörü için önemli bir yere sahip olan Gaziantep’te de yapay zekâ konusunda önemli bir adım atıldı. Gaziantep Üniversitesi Sani Konukoğlu Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora dersleri kapsamında “Tekstil Mühendisliğinde Yapay Zekâ Uygulamaları” adlı bir ders veriliyor.
2014 yılından bu yana Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Çelik tarafından verilen ders kapsamında öncelikle yapay zekâ metotlarının teorisi ve uygulama prensipleri inceleniyor. Yapay sinir ağları, bulanık mantık, genetik algoritma, sezgisel algoritmalar gibi yapay zekâ yaklaşımlarının tekstil sektörüne nasıl adapte edildiği uygulama örnekleriyle gösteriliyor.
Doktora tezi kapsamında geliştirdiği yapay görme sistemi ile Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) 5’inci Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı Organizasyonu’nda “Sanayiye Uygulanabilir Doktora Tezleri” dalında üçüncülük ödülü kazandığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Çelik, yapay zekâ dersinin nasıl ortaya çıktığını şu sözlerle anlatıyor:
“Doktora tezim kapsamında kumaş hatalarının kamera sistemleri ile gerçek zamanlı olarak tespit edilmesi ve sınıflandırılması üzerine çalıştım. Bu yüzden görüntü işleme ve görüntülerin özelliklerine göre sınıflandırılması ile ilgili metotları detaylı olarak inceledim. Çalışma kapsamında kumaş hata görüntülerinin hata sınıflarına göre atkı kaçığı, çözgü kaçığı, delik, neps, leke şeklinde gruplandırılmasını yapay zekâ metotlarından birisi olan yapay sinir ağı (artificial neural network) metodu ile gerçekleştirdim. Konu ile ilgili araştırmaları ve uygulama örneklerini inceledikçe, tekstil endüstrisinde birçok yere bu metotların adapte edilebileceğini ve birçok probleme çözüm olabileceğini gördüm. Dolayısıyla tekstil mühendisliği öğrencilerinin bu şekilde bir donanım ve bilgiye sahip olmalarının çok faydalı olacağına karar verdim ve bu şekilde bir ders önerisini oluşturdum.”
Tekstil sektöründe yapay zekânın uygulanabileceği farklı alanları ve problemleri tespit etmenin çok önemli olduğunun altını çizen Çelik, “Ders öğrencilerimizin çok ilgisini çekiyor. Ders içerisinde farklı uygulama örneklerini inceledikçe birçok işi kolaylaştıran, gerek ürün kalitesine ve üretim maliyetlerine, gerekse firma prestijine önemli katkıları olabilecek bir alan olduğunu anlıyorlar. Bu yüzden ders bitiminde kendilerine farklı bir vizyon kazandırdığını ve çok faydalı olduğunu ifade ediyorlar” diyor.
Çelik’e göre, yapay zekâ ile desteklenen otomasyon sistemlerinin tekstil sektöründe kullanılmasıyla en az hata ve en düşük maliyetli kaliteli ürünlerin üretilmesi mümkün olacak. Aynı zamanda üretim veriminin artmasının üreticiye büyük esneklik sağlayabileceğini söyleyen Halil İbrahim Çelik, bu şekilde otomasyon sistemlerinin kullanıldığı işletmelerin önemli bir prestij sağlayacağı için küresel piyasada önemli rekabet gücü ve pazar potansiyeli kazanacağını da sözlerine ekliyor.

Yapay zekâ tekstil sektörünü şekillendirecek
İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) ise Endüstri 4.0’ın temel taşlarından yapay zekâ teknolojilerinin tekstil sektörünü şekillendirecek olan gelişmelerini şöyle sıralıyor:
- Gelecekte üretim aşamasında insan unsuru büyük ölçüde azalmaya devam edecek. İnsanın yerini alacak olan ise kendi çalışma alanında programlanmış yapay zekâya sahip robotlar olacak.
- Ucuz işçilik ve düşük maliyet avantajına dayanan hazır giyim tedarikçisi ülkelerde, gelecek dönemde işsizlik oranlarında artış riski bulunurken, robot teknolojisini tekstil ve hazır giyim sektörlerinde kullanabilecek ülkelerde ise robot teknolojileri mühendisleri ve teknik personeli istihdamında artış olacak.
- Küresel markalar yakın gelecekte dijital alım sürecine geçerek ileri düzey analitik servisleri ile hızlı ve daha iyi alım metotları geliştirecek.
- Tedarik zincirinin tüm aşamalarında dijitalleşme yaşanırken, yeni pazar genişletme fırsatları dijitalleşme ile gelecek ve dijitalleşemeyen oyuncular rekabette geride kalacak. Küresel markalar giderek daha fazla tedarik zincirlerini dijitalleştirebilen ülke ve imalatçılarla çalışacak.
- Arz/talep eşleşmesinden stoklara ve kalite konularına, işgücü istihdamından servis ve satış sonrası hizmetlere kadar birçok alanda dijitalleşme sorunları çözme ve verimliliği artırma noktasında son derece etkin ve faydalı olacak.

Google’dan ücretsiz yapay zekâ dersleri
Tablo böyle olunca, milyarlarca dolarlık teknoloji ve internet devleri de en zeki yapay zekâ algoritmalarını kimin geliştireceği konusunda amansız bir yarışa girdi haliyle. Genç girişimcileri ve girişimleri bünyelerine katma konusunda arayı açan ise Google oldu. Şirket, yapay zekâ alanında herkesin daha fazla şey öğrenmesine katkı sağlamak için “Learn with Google AI (Google Yapay Zekâ ile Öğrenin)” adlı bir web sitesi açarak, ücretsiz yapay zekâ dersleri vermeye başladı.
Google uzmanlarının hazırladığı eğitim içeriklerinden isteyen herkes yararlanabiliyor. Temel makine öğrenimi kavramları anlatıldıktan sonra bu alanda geliştirilen becerilerin gerçek dünya problemlerinde nasıl kullanılacağı gösteriliyor.
Ayrıca Machine Learning Crash Course (MLCC - Yoğunlaştırılmış Makine Öğrenimi Kursu) adlı bir ders de bulunuyor. Bu derste herkesin öğrenip pratik yapabileceği alıştırmalar, etkileşimli görselleştirmeler ve öğretici videolar yer alıyor.
İlk olarak Google çalışanları için geliştirilen bu derslere bugüne kadar 18 binden fazla çalışan kayıt yaptırdı. Burada kazandıkları başarı Google’a bu imkânı herkese sunma konusunda ilham verdi. Bu kursu bir başlangıç olarak gören şirket, ilerleyen dönemde farklı dersler de ekleyerek, siteyi makine öğrenimi ve yapay zekâ eğitimi için bir bilgi merkezi haline getirmeyi hedefliyor.

Türkiye’de yapay zekâ konulu ilk zirve
Bu arada, Türkiye’de ilk kez 14 Şubat 2018 tarihinde gerçekleşen Yapay Zekâ Zirvesi’nde sanayinin yapay zekâ ile nerelere gidebileceği ele alındı.
İTÜ Teknokent desteğiyle, İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleşen zirve 500’den fazla misafiri ağırladı. IBM, Google Cloud, SAP, Etiya, Yapı Kredi Teknoloji, CompecTa ve Cbot.ai sponsorluğunda gerçekleşen zirveye, bu firmaların Türkiye’deki en üst düzey yöneticileri katıldı, stantlar kuruldu, demolar yapıldı. IBM, Google ve Etiya eğitimler verdi. Gelişmeler şimdilik böyle. Bakalım, Türk tekstil ve hazır giyim dünyası bu yeni yarışta yerini nasıl alacak?

Gelecekte bizi neler bekliyor?
1. Üretim merkezleri değişecek: Ucuz işgücü dolayısıyla denizaşırı ülkelere doğru kayan sanayi üretimi, yapay zekâ ve robotik teknolojiler ile gelişmiş pazarlara ya da bu pazarlara yakın yerlere geri dönecek. Hatta üretim, kullanım alanında olacak. Bu durum, firmaların geçtiğimiz yıllarda kaybettiği üretimleri yeniden kazanmalarına neden olacak.
2. İşçi güvenliği artacak: Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesi ile özellikle çalışma güvenliği alanında önemli gelişmeler yaşanacak. Çalışan sağlığını kötü yönde etkileyen ve risk seviyesi yüksek pek çok iş, akıllı ve öğrenen makinelerle yapılacak. Dolayısıyla insan sağlığı ve güvenliği yönünde olumlu gelişmeler yaşanacak.
3. Akıllı üretim merkezleri ön plana çıkacak: Çalışma şekli, “önce yatırım yap sonra ürün geliştir”den, “ürünü tasarla, doğru üretim partnerini bul”a doğru kayıyor. Günümüzde artık fikri üretenler, tasarlayanlar ve üretim aynı çatı altında değil. Endüstri 4.0 veya ötesinde, üretim esnek, hızlı şekil değiştirebilen ve dönüşebilen akıllı üretim merkezlerinde yapılacak.