Ev tekstili tüketiminin coğrafyası

Uluslararası Tekstil Sanayicileri Federasyonu’nun detaylı raporu, ev tekstili sektörünün şehirleşme ve dijitalleşmeden doğrudan etkilendiğini gösteriyor.

Dünya tekstil, hazır giyim ve ayakkabı piyasasının yüzde 6’sını ev tekstili oluşturuyor. Türkiye de bu pazarın ilk dört tedarikçisinden biri. Uluslararası Tekstil Sanayicileri Federasyonu’nun detaylı raporu, sektörün şehirleşme, dijitalleşme gibi eğilimlerden doğrudan etkilendiğini gösteriyor.

Uluslararası Tekstil Sanayicileri Federasyonu’nun (ITMF) dünya ev tekstili sektörü konusunda Euromonitor verilerine dayanarak hazırladığı rapora göre, ev tekstili sektörü banyo tekstili, yatak odası tekstili, mutfak ve yemek odası tekstili, oturma odası tekstili ve halıları kapsayan 102 milyar dolar değerinde bir piyasa oluşturuyor. Sosyoekonomik ve demografik değişimler sayesinde, ev tekstili sektörü son 10 ila 20 yıllık zaman zarfında istikrarlı bir büyüme kaydetti. Günümüzde, dünya tekstil, hazır giyim ve ayakkabı piyasasının yüzde 6’sını oluşturan ev tekstili piyasasının, gelecekte de ilgi çekici gelişmeler göstermesi bekleniyor.
Dinamik bir segment olan ev tekstilinin perakende değeri 2011-16 döneminde yüzde 20 oranında büyüme gösterdi. Hazır giyim ve ayakkabı piyasası ise aynı dönemde yüzde 8 büyüdü. Ev tekstilinde en önemli bölgeler Asya Pasifik (45 milyar dolar), Kuzey Amerika (25 milyar dolar) ve Batı Avrupa (20 milyar dolar). Bu üç bölge dünya ev tekstili piyasasının yüzde 88’ini temsil ediyor.

En yüksek artış Asya Pasifik’te
Euromonitor verilerine göre, ev tekstili sektörü dünyada yıllık ortalama olarak yüzde 3.1’lik büyüme kaydetti. Asya Pasifik bölgesi ise yüzde 5.3 ile en yüksek artışı kaydetti. Bölge, 2016’da dünya ev tekstili piyasasının yüzde 46’sını temsil etti. Bu bölgede en dinamik oyuncular Endonezya, Çin ve Hindistan. Sektörün bu ülkelerde yıllık büyüme oranı sırasıyla yüzde 7.0, yüzde 6.8 ve yüzde 5.9. Bölge, mevcut veriler ile sektördeki piyasa hâkimiyetine rağmen, dünyada kişi başına tüketim rakamlarına göre dördüncü sırada yer alabiliyor. Bu bölgede yerleşik her bir birey 2016’da ev tekstili için 11.1 dolar harcamış, dünya ortalaması ise 13.83 dolar. Bölgede ülkeler arası farklılıklar da mevcut. Örneğin; kişi başına ev tekstili harcaması Japonya’da 58.8 dolar iken, Çin’de 22.2 dolar ve Hindistan’da 1.56 dolar.

Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da durum
Kuzey Amerika ve Batı Avrupa dünya piyasasının sırasıyla yüzde 26 ve yüzde 19’unu oluşturuyor. 2011-15 döneminde bu iki bölge ihtiyatlı bir büyüme kaydetti, yıllık bileşik büyüme oranı sırasıyla yüzde 1.7 ve yüzde 0.6 olarak gerçekleşti.
Kuzey Amerika bölgesinde artış ABD’de yüzde 1.8 ve Kanada’da yüzde 1.1 oldu. Bu iki ülke ev tekstilinde kişi başına yüksek bir harcama yapıyor. Kişi başına ev tekstili tüketimi ABD’de 70.5 dolar, Kanada’da 64.8 dolar. Bu rakamlarla Kuzey Amerika kişi başına perakende değeri açısından dünyada en üst sırada yer alıyor.
Batı Avrupa bölgesinde ise Türkiye’de yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 4 olarak gerçekleşmekle beraber, bölgedeki çoğu ülkede durgunluk eğilimi görüldü. İtalya ve İspanya piyasaları ise küçüldü. İsveç, kişi başına ev tekstili tüketim rakamlarında 118.7 dolar ile mutlak birinci konumda. Batı Avrupa’da diğer ülkelerde kişi başına ev tekstili tüketimi ise Almanya’da 55.8 dolar ile İspanya’da 24.6 dolar değerlerinde seyretti.



Latin Amerika, Ortadoğu ve Afrika’nın rolü büyüyor
Latin Amerika ve Ortadoğu-Afrika bölgeleri nispeten küçük piyasalar olarak dünya ev tekstili piyasasının sırasıyla yüzde 4.4 ve yüzde 1.6’sını oluşturuyorlar, ancak ev tekstili sanayiinde artmakta olan bir role sahipler. İki bölgenin 2011’den itibaren yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 4.9 ve yüzde 3.8. Latin Amerika piyasasını Arjantin güçlü şekilde etkiliyor.
Doğu Avrupa dünya ev tekstili piyasasında yüzde 2.5 paya sahip. Bu bölge 2012’de ani bir artış, 2013’te ise gerileme kaydettikten sonra, 2014’ten beri düzelme işaretleri gösteriyor. Doğu Avrupa ev tekstili piyasasında etkili olan ülkeler Romanya ve Ukrayna’nın yıllık bileşik büyüme oranları sırasıyla yüzde 5.3 ve yüzde 8.3.
Avustralasya ise tüm bölgeler arasında en küçük paya sahip olan piyasa, dünya toplamında payı yüzde 1.5. 2011-16 döneminde ortalama büyüme oranı yüzde 1.

Beklentiler neler?
Mevcut durumda, Doğu Avrupa, Latin Amerika ve Ortadoğu-Afrika bölgeleri dünya ev tekstili piyasasında küçük bir pazar payına sahip bulunuyor. Bu bölgelerde kişi başına ev tekstili tüketim rakamları da düşük seviyede. Asya Pasifik bölgesi en büyük ev tekstili piyasasını oluşturuyor, ancak kişi başına perakende değeri düşük seviyede. Kuzey Amerika ve Batı Avrupa bölgeleri ise nispeten büyük piyasalar ve kişi başına ev tekstili tüketim rakamları da nispeten yüksek seviyede.
Gelecekte, dünya ev tekstili piyasasının 2021 yılına kadar ortalama büyüme oranı yüzde 2.1 olarak tahmin ediliyor. Dünyada ortalama yüzde 1.4 küçülme beklenen Doğu Avrupa bölgesi haricinde, tüm bölgelerde olumlu eğilimler öngörülüyor. Doğu Avrupa’daki bu küçülme, nispeten büyük bir piyasa olan ve yıllık yüzde 4.7 oranında küçülmesi beklenen Rusya’dan kaynaklanıyor. İtalya ve Kanada’da da negatif oranlar bekleniyor. Pozitif büyümenin Asya Pasifik ve Avustralasya’da gerçekleşeceği, Çin’in yüzde 4.9 büyüme ile önde olacağı tahmin ediliyor.

EV TEKSTİLİNDE EĞİLİMLER
Ev tekstili piyasası, dünya genelinde insanların yaşama ortamını şekillendiren başlıca eğilimlere bağlı. Bu eğilimlerden biri de şehirleşme. Aynı zamanda, dijital baskı ve nanoteknolojiler gibi yeni teknolojiler ile üretimde farklılaşmalar oluşuyor.

Şehirleşme ve sosyoekonomik değişimler
Şehirleşme, kırsal kesimdeki hane halkının kentsel alana göçünü yansıtıyor. Dünya Bankası verilerine göre, 1960 yılında dünya nüfusunun yüzde 34’ü kasabalarda ve şehirlerde yaşamaktaydı. Bu oran 2016’da yüzde 54.2’ye ulaştı. Bu gibi nüfus hareketleri, tüketimi ve yaşam alışkanlıklarını etkiledi. Örneğin, ortalama olarak, son 10 yıllık dönemde yaşam alanları sürekli küçüldü. Heimtextil 2018 trend kitabına göre, ABD’de 2016’da apartman dairesi inşaatı son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış, aynı zamanda, ortalama konut büyüklüğü ise önemli derecede küçüldü (2009’dan beri yüzde 7). Sonuç olarak, imalatçılar küçülen yaşam alanlarını büyütebilmek için çok işlevli, yerden kazandıran, istiflenebilir çözümler sunmak zorunda kalıyorlar.
Ev tekstili piyasasını etkileyen diğer sosyal alışkanlıklar, örneğin, modern aile yapısı, Y jenerasyonu ve yükselmekte olan orta sınıf gelir seviyesi olarak belirtilebilir. Bu son nokta, gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen dönüşümle bağlantılı. Büyük gelişmiş piyasalar durgunlaşırken, ev tekstili sanayii gelişmekte olan ülke ekonomilerine gittikçe daha fazla bağlı oluyor. Örneğin Çin’de, şehirlerde yaşayan hane halkının gelecek 5 yıl içinde 46 milyon artış göstermesi bekleniyor, ayrıca Çin kırsal kesimde kişi başına geliri 2020’de 2010 yılına göre iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Ev tekstili imalat eğilimleri
Tüketim modelleri değişirken, üretim buna uyum sağlıyor. Ev tekstili imalatında iki büyük üretim yeniliği dijital baskı ve nanoteknolojilerin kullanımı.
Dijital baskının rekabet avantajları: Dijital baskı uygulaması, ev tekstili satmaktan ziyade yaşam tarzı satmaya doğru yaşanan gelişime katkı sağlıyor. Kitle üretiminden kişiye özel üretime geçiş ev tekstili piyasasında temel unsuru oluşturuyor. Tekstil baskılarında dijital teknolojilerin kullanımı rekabet avantajı olarak algılanıyor ve hızla büyüyen bir eğilim gösteriyor.
Nanoteknolojinin ev tekstilinde antibakteriyel özellikleri geliştirme potansiyeli: Ev tekstili piyasasında diğer bir potansiyel gelişme nanoteknolojilere dayalı yeni uygulamalar. Antibakteriyel özellikler ev tekstilleri alanında öne çıkıyor. Mikrofiber seyahat ve spor havluları veya bazı yatak tekstilleri alanında bu tür teknolojiler halihazırda uygulanıyor. Ev havluları, çocuk yatak takımları, kurulama bezleri, masa örtüleri ve peçeteler gibi birçok ev tekstili segmenti antibakteriyel nanoteknolojilerin kullanımına yönelecek.



Ev tekstilinde perakende dinamiği
Şehirleşme, sosyoekonomik şartların gelişimi ve yenilikçi imalat teknolojilerinin ortaya çıkmasına bağlı olarak paradigma değişiminin ev tekstili sanayiine dünyanın tüm bölgelerinde, Rusya ve Kanada hariç, olumlu etkisi olacağı bekleniyor.
Tüm segmentlerde büyüme kaydedilecek. Yatak odası tekstilleri 2016’da 47.8 milyar dolar ile en büyük ev tekstili segmentini oluşturuyor. Bu segmentin 2021 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 2.1 artış ve toplam yüzde 15 artış ile 55.1 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Oturma odası tekstilleri ve banyo tekstilleri ise perakende değeri açısından yıllık ortalama yüzde 1.3 ve yüzde 1.2 artış ile ikinci ve üçüncü sırada yer alacak. En küçük piyasa ise mutfak ve yemek odası segmenti, bu segmentte yıllık ortalama yüzde 1 artış bekleniyor. Halı piyasasının ise daha az dinamik olacağı ve yıllık ortalama yüzde 0.6 oranında büyüme yaşanacağı tahmin ediliyor.
Ev tekstili piyasasında ilk 10 global oyuncu sıralamasında birinci sırada yer alan Inter Ikea Systems 2011’de 4.4 milyar dolar ve 2016’da 4.8 milyar dolar perakende değeri ile 2011-2016 dönemi için sanayide lider konumunda bulunuyor. Inter Ikea Systems’i Mohawk Industries ve Coteminas ikinci ve üçüncü sırada takip ediyor. Mohawk 2011-16 döneminde perakende değerinde yüzde 12 artış, Coteminas ise yüzde 24 düşüş kaydetti. Diğer rakipler de yıllar içerisinde sıralamada yer değiştirdiler. Bu sürekli değişim gösteren ortamda rekabet gücünün artırılması ve özgün satış noktaları geliştirmek büyük önem taşıyor.

Nadir Yürüktümen / TTSİS Yönetim Kurulu Üyesi / Saray Halı A.Ş. Genel Koordinatörü
İlk tasarımı yapan, marka yaratan bir ülke olmalıyız
Ev tekstili ve makine halısı; gayri safi yurtiçi hasıla, imalat sanayi ve toplam sanayi üretimindeki payı, gerçekleştirdiği ihracat, ekonomiye sağladığı maddi girdiler ve yarattığı istihdam büyüklüğü ile Türkiye’nin önemli sektörü. Türkiye’de makine halısı sektörünün büyümesi, tekstilin ihracat ve iç pazar payının genişlemesinde önemli katkı sağladı. Şu anda ABD’nin Çin ile gerçekleştirdiği ticaret hacminde bir daralma söz konusu. Bu durum pazarda bir fırsat yaratacaktır. ABD pazarında oluşacak bu açığın sektörümüzün pazar payını genişleteceğini ve ihracatını artıracağını düşünüyorum. Ancak Avrupa’nın en büyük tekstil tedarikçisi konumunda bulunan Türkiye’nin AB ülkeleriyle yaşadığı sorunlar hızlı bir şekilde çözülmezse, bu olumlu durum etkilenebilir. Üreten ve pazarlayan ülke konumundan ziyade, ilk tasarımı yapan, moda ve marka yaratan bir ülke düzeyine ulaşmamız gerekiyor. Ür-Ge, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin devlet tarafından desteklenmesi, süspanse edilmesi ve bunların genişletilmesi rekabette ciddi yarar sağlar. Ayrıca hükümetimizin uyguladığı Kredi Garanti Fonu desteği ve KDV desteğinin beyaz eşya ile birlikte diğer tekstil ürünlerinde de yaygınlaştırılmasının 2018’de çok olumlu yansımaları olacaktır.

Harun Tavaşi / TTSİS Danışma Kurulu Üyesi / Genel Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Farklı pazarlara yönelmeliyiz
Türk ev tekstili sektörü dünya çapında önemli bir üretici-tedarikçi. Avrupa’nın kaliteyi ve en uygun fiyatı bulabileceği en doğru üretici ülkeyiz. ABD pazarı açısından ise Çin rekabetinden bir türlü kurtulamıyor olmamızın yarattığı dezavantaj mevcut. Fakat genel olarak, konaklama tesislerine özel üretilen ev tekstili mamulleri alanında hem yurtiçinde hem de dünyanın her bölgesi için önemli bir çözüm ortağıyız. Sektör olarak beklentilerimiz, Avrupa piyasası dışında diğer pazarlarda daha rekabetçi olmak ve büyümek. Avrasya, Asya ve Amerika gibi farklı pazarlara yönelmeliyiz. Çin ve Pakistan’ın esnekliklerinin zayıf olduğu yerlerde çözüm ortağıyız. Bunu daha fazla bölgeye yaymalı ve öne çıkarmalıyız. Özellikle Amerika kıtasında (ABD, Meksika, Latin Amerika pazarlarında) daha fazla yer almalıyız. Türkiye, ev tekstilinde dünyada ilk dört tedarikçi arasında. Hemen hemen tüm ürün gruplarında (havlu, çarşaf, yatak örtüleri, perde, battaniye, yastık, yorgan, masa örtüleri, tül, dantel gibi) yüksek kalite ve ürün çeşitliliği ile dünyada öne çıkıyoruz. Rekabet gücümüzü artırmaya devam etmeli ve dünyada trendleri belirleyen bir ülke olmalıyız. Kendi koleksiyonlarımız ve markalarımızla tanınmalıyız. İyi olan üretim kalitemizi daha da geliştirmeliyiz.