Çevre için yüne yönelmek

Uluslararası Yünlü Tekstil Örgütü’nün Güney Afrika’daki toplantısında yünün önemi vurgulandı.

Küresel iklim değişikliği ve çevre kirliliği hızla gezegenin en önemli sorunlarına dönüşürken, tekstil ve hazır giyim sektörleri de bu problemden muaf görünmüyor. Uluslararası Yünlü Tekstil Örgütü’nün (IWTO) Güney Afrika’daki toplantısında soruna karşı yünün önemi ve değeri vurgulandı. Ancak dünyada elyaf üretiminde yünün payı yalnızca yüzde 1.1.

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası’nın (TTSİS) da üyesi olduğu Uluslararası Yünlü Tekstil Örgütü’nün (IWTO) tüm üyelerine açık olan Yünlü Yuvarlak Masa Toplantısı, hem sanayide yer almak hem de tedarik zincirinin her bölümünden profesyonellerle iletişim kurmak için önemli bir fırsat niteliği taşıyor. Toplantının sonuncusu, 6-8 Aralık 2017 tarihleri arasında Güney Afrika’nın Port Elizabeth şehrinde düzenlendi.
Toplantının ilk gününde, Sürdürülebilir Uygulamalar Çalışma Grubu, Ürünün Sağlıklılığı Çalışma Grubu, Yünlü Ticaretin Biyogüvenlik Çalışma Grubu, Yün Koyunları Refahı Çalışma Grubu toplantıları düzenlendi. Diğer günler yapılan sunumlarda ise özellikle yünün sürdürülebilirliği ve diğer elyaflara nazaran çevreye pozitif etkisi üzerinde duruldu. Toplantı süresince öne çıkan başlıklar aşağıda yer alıyor.

Yünde sürdürülebilirlik istenilen seviyede değil
Yünün sürdürülebilirliğinin damgasını vurduğu toplantıda, konunun, yün talebi açısından kritik öneme sahip olduğunun altı çizildi. Ancak yünde sürdürülebilirlik derecesinin yeterince gelişemediği de ortaya konuldu. Derecelendirme kuruluşlarının hızlı modayı desteklemesi, bunun önemli sebepleri arasında. Zira bu kuruluşların üyelerinin daha fazla hazır giyim satışına dönük bir iş modeli bulunuyor. Bu da polyester dostu bir yaklaşım anlamına geliyor.
Çevresel etkilerin değişiminin ölçümlenmesi için kimi endekslere başvuruluyor. Ancak bu ölçüm araçları arasında da tutarsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Bu konu da oturumda grafiklerle açıklandı. Şöyle ki; Materyal Sürdürülebilirlik Endeksi (MSI), konfeksiyon, ayakkabı ve ev tekstili endüstrisinde kullanılan maddi imalatların etkileri hakkında bilgiye erişim sağlayan bir araç. Sürdürülebilir Giyim Koalisyonu (SAC) ise giyim, ayakkabı ve tekstil sanayinin sürdürülebilir üretim için öncü ittifakı niteliğinde. Ancak SAC tarafından kullanılan SAC MSI ve diğer değerlendirme kuruluşlarının kullandığı ölçüm araçları arasında bir tutarlılık bulunmuyor.
Aşağıdaki tabloyu incelersek bu tutarsızlığı görebiliriz. Bu tabloda Ürünün Çevre Ayak İzi’nin (Product Enviroment Footprint-PEF)  saydığı 15 etki kategorisi yer alıyor.

Tekstil kullanımında ayak izi
Toplantıda yapılan sunumlara göre, küresel tekstil elyaf tedarikinin sadece yüzde 1’ini yün oluşturuyor.
Küresel iklim değişikliğinin yansımaları da toplantının gündemindeydi. Hazır giyimde ürünlerin yıkanma oranları bile konudan bağımsız düşünülemiyor.
Su talebi belirli bir süre boyunca mevcut miktarı aştığında veya kalitesizlik kullanımını kısıtladığında su stresi ortaya çıkıyor.
En fazla fosil enerji kullanımı ve en yüksek su stres seviyesi konfeksiyon kullanımı aşamasında gerçekleşmektedir.
En fazla sera gazı salınımı ise en çok çiftçilik, sonra konfeksiyon kullanımı süreçlerinde gerçekleşmektedir.

Yünün gücü
Toplantılarda yünün gücüyle ilgili sunumlar da yünün vazgeçilmezliğinin altını çizer nitelikteydi. Çünkü;
1. Yünlü giysilerin ömrü pamuklu giysilere göre yüzde 50 daha uzun.
2. Yün giysiler daha az yıkanır, bu da kullanım sırasında daha az su, enerji ve deterjan kullanımı gerektirir.

Sorgulayan yeni tüketici
Toplantının “Vahşi Doğada Bir Ses?” başlıklı sunumunda, tüketicilerin her geçen gün ürünlerin sürdürülebilirliğini sorgulaması üzerinde duruldu. Buna göre, özellikle Z kuşağının yüzde 80’i “şirketler dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışmalı” fikrinde. Bu da yünün sürdürülebilirliğini daha önemli hale getiriyor.

Moda endüstrisinin bakış açısı
Küresel Moda Gündemi ve Boston Danışmanlık Grubu’nun “modada sürdürülebilirlik için sağlık ve fırsatlar” konulu raporu, IWTO toplantısının diğer gündem maddeleri arasındaydı. Raporda yer alan Parçalı Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi’ne dayanan bir karşılaştırmada ortaya çıkan iyi ürün sürdürülebilirlik seçenekleri aşağıdaki grafikte görülüyor.

Materyalin kg Başına Çevresel Etki Endeksi (Hammaddeden kumaşa)


Mikroplastik kirliliği
Yün, doğal bir ürün olarak çevre açısından da öne çıkıyor. Bugün okyanus yüzeyine eklenen plastik mikrofiberlerin miktarının yıllık 190 bin tona ulaştığı tahmin ediliyor. Mikrofiberler deniz canlıları üzerinde olumsuz etki yarattığı gibi, mikroplastikler de insan sağlığı üzerinde negatif etkiler ortaya çıkarıyor. Yün ise denizde biyolojik olarak parçalanabiliyor.

Y kuşağının önceliği
Bugünün tüketicileri gezegeni kendilerinden önceye koyuyor. Aşağıdaki tablo bunu çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor.

Uçlarda Yün
Merino yününden tişört giyerek 250 km’lik ultramaraton koşan bir sporcunun, koşusunun sonunda ürünle ilgili yaptığı yorumlar da toplantının ilgi çekici sunumları arasındaydı. Sporcunun yorumları, yüne dair pozitif noktaları doğrular nitelikte. Bu özellikler;
• Yumuşak: Merino yünü son derece ince ve ciltte nazik ve yumuşak bir his bırakıyor.
• Elastik: Doğal elastikiyeti ile egzersiz için ideal.
• Nefes alabilir: Yüksek oranda nefes alabilir yapısı ile nemliliğe de daha az eğilimli.
• Sıcak ve soğuk: Sentetiklerden farklı olarak yün, vücut sıcaklığındaki değişikliklere tepki gösteren aktif bir elyaf. Hava soğukken sıcak, sıcakken serinlemeye yardımcı oluyor.
• Statik dayanıklılık: Yün nem buharını emebildiği için statik elektrik yaratmamaya eğilimli.
• Koku dayanıklılığı: Nem buharını emebilme özelliği daha az terlemeye yardımcı oluyor ve ter kokusunu emiyor.
• Lekeye karşı dayanıklılığı: Merino yünü, lekelerin emilmesini önleyen doğal bir koruyucu dış katmana sahip. Statik üretme eğiliminde olmadığı için daha az toz çekiyor.
• UV ışınlarına karşı: Merino yünü, çoğu sentetik ve pamuğa kıyasla UV ışınlarından korunmada çok daha etkili.