Serbest Ticaret Anlaşması'nda yeni endişe: Pakistan

Türkiye-Pakistan Serbest Ticaret Anlaşması’nda nihai imzalar atılırsa, Uzakdoğu ülkeleriyle STA’sı bulunan Pakistan’ın, Türkiye’ye tekstil ihracatı patlama yapacak.

Türkiye ekonomisinin ihracattaki lokomotiflerinden tekstil ve hazır giyim sektörleri için tehlike çanları çalıyor. 2015’te çerçeve anlaşması imzalanan Türkiye-Pakistan Serbest Ticaret Anlaşması’nda (STA) nihai imzalar atılırsa, Çin ve Bangladeş gibi ülkelerle STA’sı bulunan Pakistan’ın, Türkiye’ye tekstil ürünleri ihracatı patlama yapacak. Diğer ülke ürünleri trafik sapması ile Türkiye pazarına girecek. Bu da özellikle denim ve pamuklu dokumayı vuracak.

Küreselleşen dünyada artan rekabet nedeniyle ülkeler arası ticareti geliştirmek üzere serbest ticaret anlaşmaları imzalanıyor. Bu anlaşmalar kimi zaman iki ülke arasındaki ticareti geliştiriyor gibi görünse de, başka ülke pazarlarının da bu ülkelere açılmasına yol açıp, beklenen olumlu etkinin gerçekleşmesine engel olabiliyor. Tıpkı Türkiye-Pakistan arasında imzalanması planlanan Serbest Ticaret Anlaşması’nda (STA) olduğu gibi. Şu sıralar Türk tekstil sanayisinde, Pakistan ile nihai imzaların atılması için çalışmalar yürütülen anlaşma nedeniyle Çin malı endişesi yaşanıyor. Zira Pakistan’ın Çin ile de STA’sı bulunuyor. Bu STA’dan sonra Çin’in Pakistan’a ihracatı 4 milyar dolardan 17 milyar dolara yükselmişti. Türkiye ile Pakistan arasında imzalanacak bir STA’nın da, Uzakdoğu menşeli bu ürünlerin Pakistan üzerinden ülkemize girmesine sebep olacağı endişesi hakim. Buna tekstil ve hazır giyim ürünleri de dahil. Türkiye ve Pakistan arasında bir STA imzalanırsa, şu anda 200 milyon dolar civarında olan tekstil ve hazır giyim ithalatının kısa sürede 2-3 milyar dolara yükselebileceğine dikkat çekiliyor.
Tekstil ve hazır giyimin 2011’de getirilen ek gümrük vergileri sayesinde büyüme yakaladığını hatırlatan sektör temsilcileri, bahsi geçen STA’nın yürürlüğe girmesi halinde konfeksiyon ve tekstilde ciddi istihdam kayıpları yaşanabileceğini vurguluyor. Olası STA’nın, Türkiye ile Gümrük Birliği anlaşmasını müzakereye açan Avrupa Birliği (AB) ile de ilişkileri olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiliyor. Sektör temsilcileri, geçtiğimiz aylarda endişelerini hükümete ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletmişti.

Endişenin sebebi ne?
Trafik sapması sonucu Çin ve Bangladeş gibi ülkelerin ucuz tekstil ve hazır giyim ürünlerinin Pakistan üzerinden Türkiye’ye girişinin önü açılırsa, tekstil ve hazır giyim fabrikalarının büyük bölümü kapanacak. Sektörü zora sokacak bir başka trafik sapmasının da Vietnam ile STA imzalayan AB üzerinden yaşanacağı belirtiliyor.
22 Mart 2016’da İslamabad’da STA Çerçeve Anlaşması’nın imzalanmasının ardından, Pakistan ile yapılacak nihai STA’nın tekstil ve hazır giyim sektörüne etkisi şöyle olacak: Türkiye’nin 2015 yılı itibariyle Pakistan’dan gerçekleştirdiği 310 milyon dolarlık ithalatın 216 milyon doları, yani yaklaşık yüzde 70’i tekstil ve hazır giyim ürünlerinden oluşuyor. Olası bir STA ertesinde, tekstil ve hazır giyim ürünlerinde Pakistan’dan ithalatta çok hızlı bir yükseliş yaşanacak. Çünkü Pakistan’ın başta Çin olmak üzere birçok Uzakdoğu ülkesi ile STA’ları bulunuyor. Türkiye ile yapılacak STA, bu nedenle Çin ve Bangladeş menşeli ürünlerin Pakistan üzerinden trafik sapması yaratarak ülkemize girmesine sebep olacak.

Dokuma ve denim etkilenecek
Pakistan ile STA’nın devreye girmesiyle özellikle denim ve dokuma alanlarının doğrudan etkilenmesi bekleniyor. Zira Pakistan bu iki alanda Türkiye’ye ciddi rekabet yaratıyor.
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle de bu noktaya dikkat çekiyor. “İki ülke arasında bahsi geçen STA devreye girince özellikle denim ve dokuma doğrudan etkilenir” diyen Gülle, şöyle devam ediyor:
“Mevcut tesisler sıkıntıya girer, yeni yatırım da olmaz. Oysa Türkiye’de şu anda her zamankinden daha fazla yatırım ve istihdam ihtiyacı bulunuyor. Pakistan ile STA aynı zamanda Çin ürünlerinin de kapısını açar. Biz sektörü yaşatmak için uğraşırken, böyle bir anlaşma yanlış olur. Konuyu bakanlık yetkililerine ilettik. STA yapılacaksa tekstil ve hazır giyim bunun dışında kalsın istedik. Ancak karşı taraf da özellikle bu konuda ısrarlı. Çünkü Pakistan’da işsizlik çok yüksek ve istihdam yoğun sektör olarak tekstil ve hazır giyimi görüyorlar.”
2011 yılında uygulamaya konulan ek verginin öncesinde Pakistan, Türkiye’nin tekstil ürünleri ithalatından yüzde 11’e yaklaşan pay almaktaydı. Ek vergi sonrası ithalatın toplam içindeki payı yüzde 4’e kadar düşmüştü. Türkiye-Pakistan STA’sı imzalanırsa, ek vergi uygulaması ile getirilmiş olan korunma önlemleri de kaldırılmış olacak. Vergilerin sıfırlanması ile bu oran kısa sürede yüzde 11’lerin de üzerine çıkacak. Bahsi geçen trafik sapması gibi olumsuz faktörlerin de eklenmesiyle, özellikle tekstil ve hazır giyim sektöründe haksız rekabet koşulları oluşacak. Bu durum da sanayicimizi son derece olumsuz etkileyecek.
Tekstil sanayicileri, bu olumsuzlukların giderilebilmesi için önlem uygulanan ürünlerin ithalatında ek vergi uygulamasına devam edilmesini ya da Türk tekstil ve hazır giyim sanayisinin ‘hassas sektör’ kabul edilerek STA kapsamı dışına alınmasını öneriyor. Tekstil için 10 yıllık bir ‘hassas sektör’ döneminin, Türkiye ekonomisi için olumlu sonuçlar doğuracağı belirtiliyor.
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Kayhan ise Gümrük Birliği anlaşması kapsamında, AB’nin onayı alınmadan bu anlaşmanın imzalanması halinde, AB’ye en fazla ihracatı gerçekleştiren başta tekstil ve hazır giyim gibi sektörlerin, AB’nin fiziki ve hukuki önlemleri ile karşı karşıya kalacağını vurguluyor. Çifte dönüşüm (double transformation) ihracat kuralları uygulamasında son derece titiz davranan AB’nin, Türkiye’den ihracatlarda ayniyat ve menşei kontrollerini Türk ihracatçısına zaman kaybettirecek şekilde yapmasının söz konusu olacağına dikkat çeken Kayhan, AB ülkelerinin mevcut durumda bile birçok konuyu bahane ederek ihracatçımıza zorluklar çıkarmaya devam ettiğini de hatırlatıyor.

Fabrikalar kapanabilir
2011 öncesinde Pakistan’da dokunmuş ham ve yarı mamul bezin ithalatının önünde ciddi bir engel yoktu. O dönemde Pakistan’dan yapılan kumaş ve hatta paketli mal ithalatı, pek çok dokumacının tezgâhlarını kapatmasına ve işsiz kalmalarına neden olmuştu. O yıl, söz konusu ürünlerin ithalatında ek vergi uygulanma kararı alınması, pek çok dokuma fabrikasının tekrar çalışmaya başlamasını sağladı. Hatta yeni yatırımlar ile ek istihdam yaratıldı, ülke ekonomisi canlılık kazandı.
Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) Başkanı Ali Sami Aydın, STA’nın çerçeve metindeki gibi imzalanması durumunda, ek vergi ve koruma önlemlerinin kadük kalacağına, bunun sonucunda tekstil sektörünün çok olumsuz etkileneceğine vurgu yapıyor.
2011 öncesinde olduğu gibi bazı fabrikaların kapanma tehlikesi yaşayacaklarına işaret eden Aydın, özellikle Denizli, Uşak, Gaziantep, Kahramanmaraş gibi illerde yoğun olan pamuklu dokuma tesisleri için büyük riskin söz konusu olduğuna dikkat çekiyor. 

Gümrüksüz giriş tehlikesi
Pakistan’ın, başta Çin olmak üzere bazı Uzakdoğu ülkeleriyle imzaladığı STA’lar şu anda yürürlükte. Bu nedenle, söz konusu ülkelerden Pakistan’a gümrüksüz mal girişi yapılabiliyor.  Ev tekstili sektörünün Çin’de üretilen bazı ürünlere karşı koruma anlaşması olduğunu hatırlatan Ali Sami Aydın, şöyle devam ediyor: “Bu STA kapsamında tekstilin de olması durumunda, bir anda Çin mallarının Pakistan menşeli olarak ülkemize girebileceği endişesini taşıyoruz. Pakistan üzerinden yaşanacak trafik sapması, pek çok Uzakdoğu ülkesi tekstil ürünlerinin, kontrolsüz ve önlemsiz olarak ülkemize girişine neden olacaktır. Ne kadar dikkat edilirse edilsin, bu sorunun önlenebilmesi çok zor gözüküyor. Ev tekstili sektörümüzün üretim alanında olan pamuk veya polyester tüm ürünlerde bu risk, çok yüksek oranda tehdit oluşturuyor.”
Aydın, STA’nın imzalanması durumunda göz ardı edilemeyecek bir başka olası sorunla muhatap olunabileceğine dikkat çekiyor: “Bizim, AB ülkeleri ile yapılmış olan Gümrük Birliği anlaşmamız nedeniyle bazı taahhütlerimiz var. Pakistan’la yapılacak olan STA, Gümrük Birliği anlaşmasından sapma olarak kabul edilebilecek ve karşılığında AB’nin tüm Türk menşeli ürünlere Telafi Edici Vergi (TEV) koyması ya da ihracat kısıtlaması getirmesi tehlikesi ortaya çıkabilecektir. Bilindiği gibi ihracatımızın yüzde 50’ye yakını AB ülkelerine yapılıyor. Bizim böyle bir riski almamız mümkün değil.”  Türkiye ile Pakistan arasında köklü dostluk bağları olduğunu, hatta hitabette sıklıkla ‘Kardeş Pakistan’ ifadesinin kullanıldığını hatırlatan Ali Sami Aydın, sözlerini şöyle noktalıyor: “Pakistan’la bir STA anlaşması yapılmak istenmesinden elbette mutlu oluruz. Ancak anlaşmanın kapsamına hiçbir şekilde tekstil sektörünün girmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Tekstil sektörü Türkiye için çok önemlidir. Ülkemizde bu istihdamı hiçbir sektörde yaratabilmeniz mümkün değil. Tekstil sektörünün hassas sektör olarak kabul edilmesi ve STA kapsamı dışına alınması, öncelikle ülkemiz için önemlidir. Dost Pakistan ile pek çok alanda işbirliği yapalım, ticaret hacmimizi genişletelim. Ama tekstilde yaşanılan hassasiyetleri, lütfen dikkate alalım.”

Muharrem Kayhan / Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikasi (TTSIS) Başkanı:
AB’nin STA’ları da bizi etkiliyor
Tekstil sektörü açısından mesele sadece Pakistan ile imzalanacak STA değil. Gümrük Birliği anlaşmamız bulunan Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle yaptığı STA’lar da sektörü olumsuz etkiliyor. Örneğin, 2 Aralık 2015’te AB-Vietnam STA’sı için müzakerelerin tamamlandığı duyurulmuştu. Resmi onay sürecindeki anlaşmanın 2018’e kadar yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu yürürlüğe girdiğinde, ucuz işgücü ile üretilen ürünler birlik üreticilerine rekabet şansı tanımayacak. Vietnam’da sanayiciler çok önemli devlet destekleri alıyor ve bu sayede tüm dünyada en rekabetçi fiyatları verebiliyor. Sayın Bakan Zeybekçi’nin yılbaşı öncesi verdiği demeçte haklı olarak altını çizdiği, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı STA’larda ‘taraf olmak istiyoruz’ demesini son derece olumlu karşılıyoruz.

STA’nın yaratacağı 5 sıkıntı
• Çin ve birçok Uzakdoğu ülkesi ile STA’ları bulunan Pakistan ile Türkiye arasında STA yapılması halinde; Çin ve Bangladeş menşeli ürünler Pakistan üzerinden trafik sapmasıyla ülkemize girecek. Bu da ithalatı artıracak.
• STA imzalanırsa, Türkiye’nin şu anda 200 milyon dolar civarındaki tekstil ve hazır giyim ithalatı kısa sürede 2-3 milyar dolara yükselebilecek.
• Trafik sapmasıyla Çin ve Bangladeş gibi ülkelerin ucuz tekstil ve hazır giyim ürünlerinin Pakistan üzerinden Türkiye’ye girmesiyle, ülkemizdeki tekstil ve hazır giyim fabrikalarının büyük bölümü kapanacak.
• Sektörü zora sokacak bir başka trafik sapması da Vietnam ile STA imzalayan AB üzerinden yaşanacak.
• STA’nın yürürlüğe girmesi halinde, konfeksiyon ve tekstilde ciddi istihdam kayıpları yaşanabilecek.

V. Besim Özek / Bossa Satınalma ve Lojistik Direktörü:
Tekstil istihdamında sorun yaratacaktır
Denim kumaş üretiminde Türkiye’nin dünyadaki en büyük rakibi Pakistan. Olası bir STA’nın Türkiye’de tekstil sektörünün istihdamına çok ciddi zararları olacaktır. Bunun gerekçeleri şöyle: Şu anda yüzde 18 ek vergi, yüzde 6.4 de gümrük vergisi olmasına rağmen Türkiye’ye en fazla kumaş satan ülkelerden biri Pakistan. Bu vergilerin olmaması halinde Pakistan’daki fabrikaların Türkiye’ye satışlarını iki kat artırma tehlikesi var. 2011 yılı öncesinde ek vergi uygulanmazken, Türk tekstil sanayii Pakistan’dan ithal edilen ürünler nedeniyle zor günler geçiriyordu. Ek vergi konulması ile sektörümüz nefes aldı. Ancak şu anda imzalanması planlanan STA’da tekstil sektörü de yer alırsa, sektörümüze 2011 rakamlarından çok daha ciddi zararlar verecektir. Çünkü ek vergi gelince Pakistan’ın Türkiye’ye ihracatı azalmıştı. STA imzalanması halinde gümrük vergisi ve ek vergi aynı anda kalkacağı için sektörümüzde üretim, kapasite kullanımı ve dolayısı ile istihdam anlamında sorun yaratacaktır.

Ali Sami Aydın / Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamlari Derneği (TETSİAD) Başkanı:
Tekstil anlaşma metninden çıkarılmalı
Türkiye ile Pakistan arasındaki çerçeve anlaşmanın taslak metin olduğuna ve yapılacak müzakereler ile değiştirilebileceğine inanmak istiyoruz. Çerçeve anlaşmanın değiştirilmesi gerektiğini ve tekstilin anlaşma metninden çıkartılmasının gerektiğini düşünüyoruz. Bu düşüncemizin dayandığı temel etkenler şunlar: Türkiye, 2016 yılında 142 milyar dolar ihracat yaptı, bu rakamın yüzde 19’u, yani 27 milyar dolarını tekstil ve hazır giyim oluşturuyor. Yaratmış olduğu istihdam ve getirdiği döviz dikkate alındığında, tekstil sektörünün ülkemiz için önemi çarpıcı biçimde ortaya çıkıyor. Türkiye’nin Pakistan’dan gerçekleştirdiği toplam ithalat 310 milyon dolar. Bu ithalatın yüzde 70’ini (216 milyon dolar) tekstil ve hazır giyim ithalatı oluşturuyor. Yani, kapsamında tekstilin yer alacağı bir STA’nın gerçekleşmesi durumunda, bu STA’yı kardeş Pakistan’a verilmiş özel haklardan oluşan tekstil STA’sı ve Türk tekstil sanayicisinin önüne konulan bir engel olarak değerlendirmek çok yanlış olmayacaktır. Hükümetimiz yeni yatırımlar yapılması, mevcut kapasite kullanımının artırılması için bir dizi önlemler aldı, tekstil sektörünü rahatlatacak teşvik paketleri açıkladılar. Biz bu bağlamda şükranlarımızı sunuyoruz. Ancak, böyle bir anlaşmanın içinde tekstilin olması, derin bir ekonomik sıkıntı içindeki sektörü, daha fazla zora sokacaktır.

Gümrük Birliği modernize ediliyor
AB’nin yaptığı STA’ların sayısı giderek artıyor. Bu sebeple Türkiye, Gümrük Birliği ile edindiği gümrük muafiyeti ayrıcalığını ve avantajını kaybediyor. Çünkü Türkiye, AB’nin STA imzaladığı ülkeler ile gümrük vergilerini sıfırlamak zorunda. Ancak aynı ülkelere ihracatta Türkiye’ye uygulanan gümrük vergileri sabit kalıyor. Avrupa Komisyonu, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının modernizasyonu için AB Konseyi’nden yetki talep etti. Gümrük Birliği modernizasyonu sağlandığında Türkiye, AB ticaret politikasının hazırlanmasına ve uygulanmasına dahil olacak. AB’nin üçüncü ülkeler ile STA müzakerelerine eşzamanlı taraf olmasının mutlaka sağlanması gerekiyor.