Pamuk stratejik ürün olmalı

Hürriyet Gazetesi 27 Haziran 2014

Tekstil ve hazır giyimin ana hammaddesi pamuk üretiminin arttırılması, cari açığını azaltmayı hedefleyen Türkiye için büyük önem taşıyor. Sektör temsilcileri bu kapsamda pamuk ekiminin yeniden cazip hale getirilmesi için pamuğun stratejik ürün ilan edilmesi gerektiği çağrısında bulundu.

Tekstil ve hazır giyim sektörünün ana hammaddesi olarak büyük öneme sahip olan pamuk üretiminin artırılması, tüm büyük tekstil ülkelerinde olduğu gibi Türkiye için de önemini koruyor. Son 15-20 yıllık süreçte Türkiye’de pamuk üretimi yurt içi talebi karşılayacak ölçüde geliştirilemediği, hatta kimi yıllarda gerilemesinin önü alınamadığı için,  üretim-tüketim dengesi ciddi ölçülerde bozulmuş durumda. Türkiye’nin yıllık pamuk üretimi 2013’te 600 bin ton civarında iken, pamuk tüketimi bunun iki katını aşarak 1.5 milyon tona çıktı. Yani Türkiye 900 bin ton pamuk ithal etti. Bu durum bir yandan önemli döviz kayıplarına neden olurken, diğer yandan istihdam, katma değer ve ihracat geliri açısından Türkiye ekonomisi için çok büyük öneme sahip olan ve hammadde olarak yaklaşık yüzde 60 oranında pamuk kullanılan tekstil ve hazır giyim sanayisinin küresel rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla pamuk stratejik ürün olarak ilan edilmeli ve üretiminin artırılması için gerekli önlemler bir an evvel hayata geçirilmeli.

Pamuk eylem planı
Ulusal Pamuk Konseyi’nin (UPK) yaptığı araştırmalar, Türkiye’nin yurt içi talebi karşılayacak miktarda pamuk üretimi için gerekli agro-ekolojik potansiyele fazlasıyla sahip olduğunu gösteriyor. Pamukta üretim-tüketim dengesinin sağlanabilmesi için halihazırdaki verim değerleriyle 2002 yılındakine eşit ekiliş alanında üretim yapmak yeterli. Bir başka deyişle, pamuk üretimine prim desteği ve girdi maliyetlerini azaltmaya yönelik tedbirlerle tekrar eski cazibesi kazandırılıp, ekim alanlarının 250 bin hektar artırılması yoluyla yılda 1.5 milyar dolar döviz tasarrufu sağlamak mümkün. Bu adımlarla pamuğun ülke ekonomisine ve istihdama olan katkılarını nerdeyse ikiye katlamak mümkün. Bu amaçla Hükümetin 2010 yılında hayata geçirdiği İhracata Dönük Üretim Stratejisi (İDÜS) ve bunun alt bileşeni Girdi Tedarik Stratejisi (GİTES) kapsamında bir ‘Pamuk Eylem Planı’ hazırlandı. Eylem planının 2015’te tamamlanarak dile getirilen sıkıntıların aşılması için gerekli adımların atılması bekleniyor.

Üretim tüketim dengesi
Türkiye, hem kütlü pamuk üretimi hem de pamuk elyafı tüketimi açılarından önde gelen küresel aktörlerden biri. 2012/13 sezonunda, dünyanın 8. büyük pamuk üreticisi olan Türkiye, en fazla pamuk üretimi yapan ülkeler arasında ikinci en yüksek ortalama verime erişti. Ancak bütün bunlar Türkiye’yi son yirmi yılda geldiği pamuk ithalatçısı konumundan çıkarmaya yetmiyor. 2013/2014 sezonunda yıllık yurt içi pamuk elyafı tüketimi 1.5 milyon ton civarında. Bu da Türkiye’yi Çin’den sonra ikinci büyük pamuk ithalatçısı konumuna getiriyor. 2008 küresel ekonomik krizin olumsuz etkisiyle pamuğun özellikle üretimi olmak üzere, tüketim ve ticareti sadece Türkiye’de değil tüm dünyada azaldı. Ancak 2011/12 sezonunda fiyatlarda yaşanan tarihi seviye nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de üretim arttı. Ancak, gevşeyen fiyatların da etkisi ile önümüzdeki dönemde dünyada ve ülkemizde üretimde düşüşün sürmesi bekleniyor.

Pamuk ekili alanı ve çiftçisi azalıyor
2003 yılında Türkiye’de 113 bin 500 civarında olduğu tahmin edilen pamuk çiftçisi sayısının 2011’e gelindiğinde 77 bin 800’e kadar düştüğü belirtiliyor. Çiftçi sayısındaki azalmaya, pamuk fiyatındaki düşüşün, olumsuz iklim şartlarının ve diğer alternatif ürünlerin daha çok getiri sağlamasının neden olduğu kaydediliyor. Ayrıca 2002’de pamuk ekili alan 200 bin hektarı aşarken, bu rakam 10 yılda yarı yarıya azalarak, 2012’de 98 bin hektara kadar geriledi. 2001-2008 arasında Türkiye dünya pamuk üretiminin yaklaşık yüzde 4’ünü gerçekleştirirken, bu oran 2011/12 sezonunda yüzde 2.5’e geriledi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
- Çiftçilerin yeniden pamuk üretimine yönelmesi için orta vadeli bir program geliştirilmeli.
- Destekleme primleri en az 5 yıl için belirlenmeli ve kararlılıkla uygulanmalı.
- Prim miktarları her yıl en az pamuk üretim maliyetlerine paralel artmalı ve  destek mekanizmasının işlevi korunmalı.
- Prim ödemeleri bir sonraki sezon pamuk ekim aylarında yapılmalı.
- Yerli pamuk kullanan sanayiciler desteklenmeli.
- Pamuk çiftçilerine ürettikleri pamuk miktarına göre mazot desteği verilmeli.
- Gübre, ilaç ve makine başta olmak üzere üretim girdilerinden alınan KDV oranları yüzde 1 seviyesine düşürülmeli.
- Pamuk üretim ve rekoltesi doğru ve gerçekçi belirlenlenmeli.Böylelikle prim aldığı halde üretim yapmayanların tespit edilerek, bu yöndeki çabalara zarar vermeleri önlenmeli.
- Pamukta lisanslı depoculuk sistemi yaygınlaştırılmalı.

SEKTÖRDEN GÖRÜŞLER

Türkiye’nin rolü artabilir
MOHIT SHAH (Uluslararası Pamuk Birliği -International Cotton Association Başkanı): “Türkiye, Avrupa ve Asya arasındaki önemli konumu ve pamuk, tekstil ve hazır giyimde sahip olduğu köklü ve çeşitlendirilmiş yapısı ile global ekonomide önemli bir yere sahip. Bugün Türkiye pamukta 4’üncü büyük tüketici ve Çin’den sonra ikinci büyük ithalatçı konumunda. Türkiye’nin 2013/14 sezonunda 1 milyon ton pamuk ithal edeceği öngörülüyor. Çin’in 2014/15 sezonunda daha düşük pamuk ithal etmesi ve buna bağlı olarak da Türkiye’nin rolünün artması bekleniyor. ICA Başkanı olarak Türkiye’nin pamuk ve tekstil endüstrisinin global ekonomide önemli bir yeri olduğuna inanıyorum. Türkiye pamuk ile ilgili tüm ithalatını ICA kriterleri çerçevesinde gerçekleştiriyor.”

Rekoltede yüzde 25 artış
BARIŞ KOCAGÖZ (Ulusal Pamuk Konseyi Başkanı): “Geçtiğimiz sezon dünya üretiminde beklenen olmadı ve büyük bir stokla şişmesi beklenen pamuk piyasası aşağı yönlü hareket yapmadı. Çin’in büyük stoğuna ragmen bu stoğu “kritik stok” olarak saklaması sonucu alıma devam etmesi fiyatların sağlam durmasını sağladı. Önceki sezonda ülkemizde kar edemeyen üretici ise ekim alanlarını daraltmış ve pamuk rekoltemiz düşmüştü. Özellikle Ege Bölgesi’ndeki rekor verim, Güneydoğu’da da memnun edici fiyatlara eklenen destekleme primi bu sezona pamuk üreticisinin daha moralli girmesini sağladı. İlk aldığımız yansımalara göre ekim alanlarında yüzde 25’e yakın bir artış bekliyoruz. Bu da bizim için en az 650-700 bin ton üretim demek. Ancak yine de 600-700 bin ton ithalat yapmak zorunda kalacağız.”

Pamuk doğru desteklenmeli
BESİM ÖZEK (BOSSA Satın Alma Müdürü): “Ürettiğimizin iki katına yakın bir miktar pamuğu ithal ediyoruz. O nedenle pamuk doğru şekilde desteklenmeli. Etkin bir mekanizma kurularak, prim ödemeleri yapılan yerlerde üretimin artıp artmadığına, ne kadarlık bir fark oluştuğuna dikkat edilmeli. Pamuk üretiminin artırılmasının yanı sıra doğru çırçırlama yapılması, bu alandaki makinelerin rehabilite edilmesi gerekiyor. Çünkü pamuğun düzgün toplanıp işlenmesi de kaliteyi çok etkiliyor. Lisanslı depoculuk yaygınlaşmalı. Kaliteli pamuğa ulaşabilmek için pamuğun toplamadan balyalamaya kadar tüm işleme süreçlerinin iyileştirilmesi lazım. Eğer biz tekstilde iddialı bir ülke olcaksak hammaddemizin olması şart. Yoksa uzun vadede teksil ülkesi olmayı bekleyemeyiz.”

Stokların eritilmesi önemli
LEON PİÇON (Ulusal Pamuk Konseyi Üyesi): “2011 yılından bu yana dünya pamuk  üretiminin 4. kez ihtiyacın üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Ağırlıklı olarak kuzey yarımkürede ekilen pamuğun hasadı Eylül ayından itibaren başlıyor. Dünyadaki üretim fazlasına rağmen Çin’de uygulanan yüksek fiyatlı destekleme alımları uluslararası pamuk fiyatlarında son 4 yıldır istikrar sağladı. Fiyat istikrarı dünya pamuk üretimini teşvik edince küresel pamuk stokları rekor seviyelere ulaştı. Ancak dünyada oluşan stok fazlasının yüzde 60’a varan kısmının Çin’deki devlet rezervlerinde birikmiş olması Çin dışında kalan pamuk arzının bu süreçte sıkışmasına sebep oldu. Çin’deki yerel pamuk fiyatları son 4 yıldır uluslararası fiyatlara kıyasla yüzde 50’ye varan farkla işlem gördü.”